Gazetemizde dün bir haber yayınlandı. “Kazdağları’nda Hava Kirliliği Alarmı” şeklinde.
Kazdağları, yani Türkiye’nin oksijen deposu olarak bilinen, Alp Dağlarından sonra
dünyanın en kaliteli havası ile ön plana çıkan, endemik bitkileri, doğal güzellikleri, eşsiz
manzarası ile Ege’yi Ege yapan simgelerden. İnsanların Kuzey Ege’de tatil yapma, yerleşme
isteklerindeki önemli bir neden… Özellikle astım hastalarının gelip yerleştiği körfez
bölgesinden, Kazdağlarından bahsediyoruz.

Edremit Körfezi, denizinin kirliliği ile 15 yıl öncesinin İzmir’i olmaya başlarken, hava
kirliliği ile de 15 yıl öncesinin Ankara’sı olma yolunda. Her iki kentin de bu durumlarından,
bu imajlarından kurtulması uzun yıllar aldı. Milyonlarca para harcandı bu iki şehrin tekrar
yaşanabilir hale dönmesi için. Şimdi Edremit Körfezi büyüyor ve büyüdükçe kentsel
tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. Bunlardan birisi de işte bu hava kirliliği ve bu sorun bu
körfeze hiç mi hiç yakışmıyor.

Bölgenin büyümesi ön görülebilir durumdaydı. Nüfus hızla arrttı. Buna karşın alınan tek
önlem bina yapımı oldu. Doğa öyle hiçe sayıldı ki, yeşil alanlar öylesine yok edildi ki, şimdi
güzelim bölge hastalıklı bir yapıya bürünüyor. İnsanlar gelip yerleşiyor ama 3-5 yıl sonra ne
için yerleştikleri anlamsızlaşacak, çünkü bölge kararıyor, çürüyor.

Doğal yok olma ile ilgili başka bir örnek vereyim. Ülkü yolu arıtma tesisi civarında sazlık bir
alan var. Bu alan yıllar önce göçmen, vahşi ve balıkçıl kuşların gelip mola verdiği,
biribirinden değişik kuş türlerinin görülebildiği bir alandı. Senelerce o alana mıcır yığıldı.
Greyderler yıllarca sazlıkları düzlediler, kamyonlar üstlerine beton artığı döktüler. Şimdi o
kuşlar uğramaz oldu. Hayvanlar yaşam tercihini daha yaşanabilir alanlara doğru yaparken
insanlar sadece bütçelerine uygun apartman dairelerine doğru yapıyor. Arz talep bu şekilde
gelişince de binalar çoğalıyor, doğal güzellikler azalıyor. Hava kirliliği kentsel olduğu kadar
önemli ölçüde bir doğa sorunudur. Doğa sorunu diye görmezden gelinen sorun ise aslen
insanın sorunudur. Bu konuda önlem almamış yetkililerin bir an önce çalışmalara başlayıp
hava kirliliğinin kalıcı hale gelmesini önlemesi lazım. Yoksa belde girişlerine asılan “Temiz
havamız, temiz suyumuz” tabelalarının hiçbir anlamı kalmaz. Gerçi kaldığı da söylenemez
çünkü o tabelalar da asıldığı yıllardan bugüne sararmış vaziyette.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here