Her devletin silahlı güçleri vardır. Bunlar o devletin ordusu ve emniyet kuvvetleridir.  Bunların haricinde silahlı güçler bulundurmak, silahlı gruplar oluşturmak suçtur. Ülkelerin resmi silahlı güçlerine karşı sivil silahlı güç ve grup oluşturmak, “devletin kontrolü altında olmayan milis ve militarist güçtür.” Devlet bunlarla mücadele edeceğine, çıkardığı yasa veya ülkemizde olduğu gibi KHK’lar ile silahlanmayı arttırmak ne ile izah edilebilir bilinmiyor.”

15 Temmuz sonrası ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkartılan 696 sayılı KHK ile daha önceleri bir çok defa gündeme gelen bireysel silahlanma, bir kez daha gündeme gelirken beraberinde  “Milisleşme” tartışmalarını da beraberinde getirdi. İlgili Kanun Hükmünde Kararnamenin 121. maddesi, darbe girişiminin bastırılmasının yanı sıra terör eylemleri ve devamı niteliğindeki olayları bastıran sivillere de yargılanma muafiyeti getiriyor. 15 Temmuz öncesi adını duyduğumuz “sivil ordu” SADAT’ın yanı sıra Halk Özel Harekat da (HÖH) eklendi. Son KHK sonrası boy gösteren ve sosyal medyada sık sık tehdide varan ifadeleri ile dikkat çeken bu gruplar ve üyeleri soru işaretlerini artırmış durumda.

İnternete düşen bir videoda üniformalı ve silahlı kişiler, son yıllarda silah alımının kolaylaştırıldığını anlatırken, 15 Temmuz’a hazırlıksız yakalandıklarını söylüyor ve benzeri bir durum için gerekli tedbirleri aldıklarını belirtiyorlar.

Muhalefet son KHK’nin iktidar eliyle silahlı çete kurmaya eş değer olduğunu söylerken, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in, Konya ve Tokat’ta silahlı eğitim kampları kurulduğuna dair duyum aldıklarını söylemesinin ardından ülkemizin getirilmiş olduğu durum  kaygı yaratmaya başlamış durumda.

Devletimizin ordusu ve polisi yokmuşçasına, darbe bastıracağız söylemleri ile silahlanma yarışına girmiş sivil yurttaşlar. Dolayısı ile halkımızda haliyle büyük bir endişe ve korku içerisine girmiş durumdadır. Onca yazılıp çizilmesine rağmen bugün FETÖ’cü olarak isimlendirilen kökten dinciler, AKP eliyle TSK ve Emniyet kadrolarına doldurulmadılar mı? Bütün bu yeniden darbe olursa söylemleri kendi yerleştirdikleri kadrolara güvensizlikten midir? Kime karşı siviller silahlanıyor? FETÖ’cü saydıklarına mı? Yoksa birilerine aba altından sopa gösterme için midir?

Koskoca devlet TSK’yı ve Emniyet güçlerini bu IŞİD zihniyetli fetö’cülerden temizleyemiyor mu? Eğer temizleyemiyorsa, Nedir bu FETÖ’cülerden temizleme adı altında ki operasyonlar.

HÖH’ün genel başkanı olarak televizyonlarda boy gösteren Fatih Kaya, 15 Temmuz gecesini kastederek, “Belki o an istemeden, o anın halet-i ruhiyesiyle bir suç işlemiş olabilirsiniz. Bunların yargılanması tabii ki doğru değil. Bunların güvence altına alınması gerekir,” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yoksa yarın aynı şey olsa kim iner sokağa? O müdafaayı yapan kişileri yargılarsak yarın böyle bir olay olursa kim çıkar meydana? Kimseyi bulamazsınız.” Diyor.

Ülkemiz, TSK ve Emniyet güçlerimiz 2002 yılından bu yana ne hale düşürülmüş ki, onlara karşı  sivil milis güçleri oluşturuluyor.Sivilleri silahlandıracaklarına, Bireysel silahlanma yarışına sokacaklarına, TSK ve Emniyette ki gerçek FETÖ üyelerini temizlesinler olsun bitsin.

Türkiye’de yasal olarak 21 yaşını dolduran her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, geçmişte 6136 Sayılı Ateşli Silahlar Kanununa muhalefetten ceza almamış olması şartıyla, gerekli belgeleri ibraz ettiği ve sağlık muayenesinden de geçtiği takdirde beş yıl silah bulundurma ya da taşıma ruhsatı alabiliyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Daire Başkanlığı’nın Bireysel Silahlanmaya Dair 2017 Yılı Raporu’nda, Eylül 2017 tarihi itibarıyla 63 bin 453 adet silah ruhsatı verildiği belirtiliyor.

Buna karşın aynı raporda ruhsatsız silahlarla işlenen suçların ruhsatlı silahlarla işlenen suçlara kıyasla altı kat fazla olduğu görülüyor.

Bireysel silahlanmaya karşı 1993’ten bu yana mücadele yürüten Umut Vakfı’nın Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Akcan da Türkiye’de 20 milyon civarında kişinin bireysel olarak silahlandığının tahmin edildiğini, bu silahların yalnızca 2,5 milyonunun ruhsatlı olduğunu, bunun 7-8 katı kadar ruhsatsız silah bulunduğunu belirtiyor. Son üç yıldır bireysel silahlanmada artışın çok fazla olduğunun görüldüğünü söyleyen Akcan, özellikle pompalı silahların satışında büyük bir artış gözlemlendiğini ifade ediyor.

Bütün bunlar gözler önündeyken ,CHP’li vekillerin İstanbul’da katledilen Helin Palandöken cinayetinin ardından TBMM gündemine taşıdığı “bireysel silahlanmanın boyutunun araştırılması” önergesi, Genel Kurul’da yapılan oylamada AKP’li vekillerin oylarıyla reddedildi.

CHP’nin grup önerisi olarak TBMM Genel Kurulu’nda da tartışılan “bireysel silahlanma” önergesinde, bireysel suçlarda ateşli silah kullanımının bu yıl yüzde 80’lere ulaştığı ve sadece Eylül ayında bireysel silahlarla 1575 kişi öldürüldüğü kaydedildi.

Hiç iyiye gitmiyoruz, Her işte bir hayır vardır sözü, bireysel silahlanma için de söyleniyorsa vah halimize.

İbrahim Kızıler

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz