Öyle bir ülke ki belki 30-40 ülkenin aylık gündemini bir haftada yaşayabiliyor. Bu ülkenin deniz kenarında havaalanı olan bir şehrinde uçak pistten çıkıyor ve denizin kenarında duruyor.

Öyle bir ülke ki, şiddet gören, tehdit altında kalan kadınlar savunmasız kalıyor. Yasalar onları yeterince koruma altına almadığı gibi kamuoyu da önce kadınları sorguluyor. Ölümler olduktan sonra klasik “ah vah”lar ile hayat diğerleri için devam ediyor.

Öyle bir ülke ki 20 tane gazete her gün neredeyse aynı başlıklarla çıkıyor, sabah akşam muhalefeti hainlikle suçlamakla zaman geçiriyor.

Öyle bir ülke ki, ana muhalefeti iktidara her türlü desteği verip sonra “Böyle bir şey olabilir mi ya?” diyerek bizimle dalga geçiyor.

Öyle bir ülke ki mahkemeler tüketici heyetlerini tanımıyor. Vatandaş bankalara kaptırdığı bir sürü gider masrafının hesabını soramıyor. O ülkede maaşlara kaşıkla zam yapılıp kepçeyle geri alınıyor. İnsanlar ne zaman emekli olacağını bile tam bilemiyor, primleri dolmuş bir sürü insan yaşlarının dolmasını bekliyor.

Öyle bir ülke ki, marketlerinde bir sürü zararlı ya da gıda kodeksine aykırı ürün satılıyor, hasbelkader ceza yiyen firma kesilen cezayı ödeyip o ürünü satmaya devam ediyor. Sahi her yıl Ocak ayında bir önceki senenin cezalı firmaları açıklanırdı. Bu sene nerede o liste?

Öyle bir ülke ki, güvenlik görevlisi olmayan, biri hükümet partisinin ilçe başkanı olan, diğeri televizyondan milyonların izlediği bir aktör olan iki insan ellerinde ağır makineli silahlarla pozlar veriyor. Savaşta görev almak askerlerin işi iken sivil birtakım insanlar silah kullanımını özendiriyor. Ve hiçbir yetkili de “İşinize bakın siviller, savaşmak çocuk oyuncağı değildir” deyip işlem yapmıyor.

Öyle bir ülke ki, eskiden yüzlerce gelir kaynağı varken şimdi sadece inşaat ve vergi ile ekonomiyi döndürmeye çalışıyor. Ürün ve hizmetlere büyük oranlarda zamlar yapılıp beklenen tepki gelince birazcık aşağı çekiliyor. Zam yine yapılmış oluyor. Halk da bunu her seferinde yutuyor.

Öyle bir ülke ki, 2018 yılında hala sahipsiz hayvanların can güvenliği ile ilgili yasayı bir türlü çıkartamıyor, hazırlanan taslakta illa ki yine açıklarla dolu bir yasa sunuluyor.

Öyle bir ülke ki fikir hürriyeti sadece yemek, sağlık, magazin veya spor konuşurken geniş çaplı ortaya çıkıyor. Siyaseti sadece tek taraflı konuşabiliyorsunuz. Meclis var ama sözünüzün meclisten dışarı olması gerekiyor. Öyle bir ülke işte…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here