YENİ YILIN İÇİNDE SEVGİ OLSUN

 

Yeni yıldan da günleri geride bırakmaya başladık. Geride bıraktığımız ve yaşadığımız her an “eski” sıfatına ekleniyor.

Yıl en başta bir zaman kavramı. Geride bıraktığımız yılın son günüyle yeni yılın ilk günü arasında bir fark yok fakat hani bir zamanlar “yok aslında birbirinden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız” reklamında vurgulandığı gibi geride bırakılan her anın, günün, yılların içinde barındırdıklarıyla, yaşanmışlıklarıyla ayrı bir anlamı var.

İnsanlar geçmişin muhasebesini yaparken bir zaman dilimine ihtiyaç duyarlar. İşte şu yıl okula başladığım yıl, gençlik yıllarım, üniversite yıllarım, şu yılda hayatıma yön verdiğim olayların yaşandığı yıl gibi birçok şeyi “yıl” kavramının içine sokmaya çalışırız.

2018 ulus olarak birçok açıdan üzüntü ve acıyı yaşadığımız bir yıl oldu. Bunun yanında sevindiğimiz zamanlarımız da var. Geriye baktığımızda üzüntülerimiz mi yoksa sevinçlerimiz mi aklımızda kaldı dediğimiz zaman dünyaya hangi göz ile baktığımız ön plana çıkar. Geleceğe umutla bakmak istiyorsak geride bıraktığımız üzüntülere değil de sevinçlerimizi ön plana çıkarmamız gerekli. Yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen gelecekten olan umutlarımızı her zaman korumalıyız. O umutlardır ki kişileri, toplulukları, ulusu ayakta tutar, yaşama anlam katar.

İnsanlar yıl kavramı içinde geçmişin bir muhasebesini tutarken geleceği de geçmiş yıllarda yaşadıklarının ışığı altında planlamaya çalışır. Çalışmalıdır da! Gelecekte neler olup biter bilinmez ama insan planladıklarının içinde her zaman sevgiyi barındırırsa amaçladığı mutluluğu da yakalaması kaçınılmaz olur.

Gün içerisinde karşımıza çıkan birçok üzüntü veren olaya baktığımız zaman bunun temelinde sevgisizliğin yattığını görürüz. Bir siyasetçinin yumruklarını sıkıp siyasi rakibini rencide edecek, hakaretlere varacak derecede kaşlarını çatarak konuşmasının temelinde sevgisizlik yatar. Kadınlarımızın yaşadıkları şiddetin, töre cinayetlerin temelinde sevgisizlik vardır. Rakip takım taraftarlarının sahaları, sokakları savaş alanlarına çevirmesinde, polisin her olayda biber gazı kullanmasında, elindeki copu en acımasız şekilde vurmasında da sevgisizlikten başka ne olabilir?

Sevgi emek ister. Sevgiyi, sevmesini bilen insan hayata da umutla bakan insandır. Sevgi insanın dış görünüşüne de yansır. İnsanın dış görünüşü içinin bir aynasıdır. İnsanın içinde sevgi olduğu sürece güneşin yaydığı ışıklar kadar etrafına sıcaklık yayar. Sevgiyle bakabilen bir insan empati de yapabilen bir insandır. İster sade bir vatandaş isterse sorumluluk gerektiren yönetici konumunda biri olalım kendimizi karşıdakilerin düşünce ve duygularını bilerek onların yerine kendimizi koyduğumuz zaman olayların çok daha olumlu bir şekilde çözüldüğünü göreceğiz.

Geleceğimizi planlarken kendimizi olayların akışına bırakmadan, yaşamın bir nehirde akıntıya karşı yüzmek olduğunu bilerek o akıntıya karşı yol almanın bilgimiz sayesinde gerçekleşeceğini de unutmamalıyız. Bilgi; kişiye olayları her zaman kendisinin yönlendirme gücünü kazandırır. Akıntıya karşı yüzerken girdaplara girmesini önler. Bilgi en başta insanı özgür yapar. Umutlarımızı sevgi, tutku ve kararlılıkla beslersek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur.

Milyarlarca yıllık dünya tarihine baktığımız zaman bir insan ömrü bir nokta kadar küçük görünür. O küçücük insan ömrünün insana yakışır bir şekilde yaşanması için dünyaya sevgi ile bakmasını öğrenmemiz gerekiyor. Hızla akıp giden zaman dilimleri içinde yeni girdiğimiz yılın uzun yıllar sonra geriye doğru baktığımız zaman her zaman güzelliklerle anılacağı bir yıl olması için her şeyin kendi elimizde olduğunu bilmemiz gerekiyor. Onun temelinde de sevgi yatıyor.

Sevgi dolu yeni bir yıl sizlerle beraber olsun.

tamerkayikci@yahoo.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir