Sağlık çalışanlarına yapılan saldırılar sıradanlaşıp kanıksanır sıklığa ulaşarak ilgi çekmez hale geldi. Sizin anlayacağınız ‘normal’leşti. Ve sorun çözülmüş oldu.

Derken Seydişehir’den genç bir hekimin intihar haberi geldi. Sağlık çalışanlarının önemli bir sorunu ‘çözülmüşken’ nereden çıktı bu şimdi?

Erkek hekimlerde intihar oranı, diğer erkeklere göre iki kat fazlayken; kadın hekimlerde diğer kadınlara göre üç kat fazladır. Bu sadece ülkemiz için değil dünyadaki tüm hekimler için geçerli bir istatistiki bilgidir.

Genel istatistiki bilginin son yıllarda ülkemizde değişip değişmediğini şiddetli merak ediyorum. Bilim insanlarından bu merakımı gidermek için bir çalışma yapmalarını talep ediyorum.

Tıp eğitiminin ne olduğuna gelmeden önce tıp okumak için verilen çabaya, gayrete göz atmak gerekiyor ki anlatımda eksiklik olmasın.

Arkadaşlarınız gençliklerini, ergenliklerini yaşarken siz tıp eğitimi uğruna ondan vazgeçtiniz, yaşama bir yaşanmamışlıkla devam ettiniz; hiçbir zaman yeri doldurulamayacak…

Tıp okumaya hak kazandınız. Sevinçli ve mutlusunuz; ilk derslere girene, o zamana kadar karşılaşmadığınız kelimelerle karşılaşana, tuğla kitaplar önünüze serilene kadar… Olsun siz zaten antrenmanlısınız. Yine hayatın nimetlerinin büyük bir kısmından vazgeçip başlarsınız hummalı bir çalışmaya…

Kutlarız doktor oldun diye bir ses duyup başımızı kaldırdığınızda, sene kaybetmediyseniz, gençliğinizden yedi yılın daha uçup gittiğinin farkına varırsınız.

Hekim olarak mezun olursunuz ama ülkemizde diplomanızı alamazsınız; emekleriniz mecburi hizmetle ödüllendirilir; razısınız, ama aylarca işe başlamak için beklersiniz beş parasız…

Pratisyen hekim olarak devam edecekseniz yaşamınıza hastanelerin acil servisleri sizi bekler her gün yüzlerce hasta ile ve şiddete en açık bir sağlık alanı olarak; aile hekimi kadrosu bulabilirseniz şanslısınız.

Uzman olacağım dediğinizde bir kez daha yandınız; kitaplar sizi bekler ve beklesin biraz daha hayat. Sınavı kazansanız bir dert kazanmasanız… Kazandım sevinciniz gün aşırı nöbetler, yoğun mesailerle anında silinir gider ve hayatınızdan bir beş altı yıl daha…

Oh uzman oldum demeye kalmadan yine kendinizi devletin ödülüyle karşı karşıya bulur ve mecburen çalışacağınız hastanenin yolunu tutarsınız…

Geldiniz 30-35 yaşına artık telafi edebilirsiniz hayattan vazgeçtiklerinizi; iyi bir kazanç, itibar, mesleğinizi gönül rahatlığı ile yapacağınız koşullar, hastanın ve hasta sahiplerinin saygı ve minneti sizi bekliyor…

Değdi diyorsunuz tüm çektiğim zahmetlere…

Tabii ki başka bir ülkede hekimlik yapıyorsanız…

Ve tükeniyorsunuz. Neden bu kadar zahmet çektiğinizi aklınız almıyor.

Sağlıktaki tüm sorunların neredeyse tek sorumlusu sizsiniz…

Emeğinizin karşılığını almak için performans denilen sistemde parça başı daha fazla çalışmak zorundasınız. Daha çok hasta bakmak, daha çok hasta ameliyat etmek, meslektaşınla daha yoğun rekabet etmek zorundasınız…

Saygınlık, itibar, minnet mi dediniz? Hakaret, dayak, bıçak, kurşun neyine yetmiyor…

Yetmiyorsa SABİM verelim, tazminat davaları verelim…

Tükeniyorsunuz ve gün geliyor daha fazla dayanamayıp tükenmiş hayatınızı kendi elinizle sona erdiriyorsunuz…

Dr. Nedim İnce

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz