“Eğer güven varsa bir kalpte; o kalpte sevgi de bulunur, dürüstlük de…”Honore De Balzac

Geçtiğimiz hafta sonu bir seçim yaşadı ülkemiz; genel seçimi aratmayacak, sonuçlarıyla tüm ülkeyi etkileyecek bir yerel seçim…

İstanbul, yaklaşık üç ay önce seçtiği büyük şehir belediye başkanını tekrar seçti; üstelik rakibine hatırı sayılır bir fark atmasını sağlayarak…

31 Mart’ta ülke genelinde yapılan yerel seçimlerde İstanbul da üzerine düşeni yaptı ve yerel yöneticilerini seçti. İktidarın ittifakı adayı büyük şehirde seçimi kaybetti, ana muhalefet ittifak adayı Ekrem İmamoğlu kazandı.

İktidar bloku İstanbul’daki yerel seçimde sadece büyük şehir seçimini beğenmedi ve çabaları sonucunda hepimiz tanık olduğu bir süreçten sonra seçim iptal edildi.

İstanbul, 23 Haziran’da önceden seçtiği büyük şehir belediye başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu tekrar seçti; ilk seçimde on üç bin olan farkı sekiz yüz bine çıkararak…

Büyük şehir belediye başkanlığının yirmi beş sene sonra el değiştirmesinin ekonomik, sosyal ve siyasi birçok nedeni var kuşkusuz ve bunu uzmanlar yeterince didikleyip bizimle paylaşmaktalar.

Bir de kişisel bir neden olduğu düşüncesindeyim: Ekrem İmamoğlu.

Aday gösterildiğinde İstanbul’un küçük bir ilçesinin, Beylik Düzü’nün belediye başkanıydı ve tanınırlığı orayla sınırlıydı.

Partisinin il başkanı ve ittifak partisinin il başkanının örgütleriyle yaptıkları hazırlıklara, kendi ekibinin de oluşturdukları eklenince, sahada fırtına gibi esmeye başladı.

Kısa zamanda adından söz ettirmeye başladı; diyeceksiniz ki ses getiren projeleriyle…

Geriye dönüp baktığınızda öyle olmadığını göreceksiniz.

Güvendi onun hemen fark edilmesini sağlayan…

Güvendi insanlar tarafından kabul edilmesini sebep olan…

Güvendi ona oy vermeyi düşünmeyenlerin bile saygısını kazanan…

Kendisine güveni her davranışın, her sözün içinde karşıyı etkiliyordu…

Karşıya duyduğu güven her sözün, her davranışın içinde hedefini buluyordu…

Bu güven dürüstlüğün enerjisini karşıya aktarıyordu…

Bu güven sevgiyi yanına alıyor; seviyordu, seviliyordu…

Bu güven saygıyla dayanışıyor; saygı duyuyordu, saygı duyuruyordu…

Sevgi ve saygı ayrıştırmaz, bütünleştirir…

Sevgi ve saygı ötelemez, kucaklar…

Sevgi ve saygı insan ile birlikte diğer canlı ve cansızları da bir bütün olarak bağrına basar…

Dürüstlük tüm bunların tutarlı bir şekilde yaşama geçirilmesini sağlar…

Johann Heinrich Pestalozzi’nin eğitim için söylediği; “Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim başarısızlığa uğramaz.”  

Sözünden esinlenerek diyorum ki;

“Temelinde güven olan hiçbir yönetim başarısızlığa uğramaz.”

Her şey çok güzel olmaya devam edecek!..

Dr. Nedim İnce

Altınoluk / 25. 06. 2019

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz