Kazdağı ve Sarıkız söylencesine başlamadan önce Mitolojik dönemin Tanrılar dağı olarak bilinen Bin pınarlı İda dağına  Kaz dağı adını veren ve orasını kendisine inanç makamı olarak düzenleyen Tahtacı Türkmenlerine kısaca bir değinmekte fayda vardır, Yoksa ne Kazdağ ismi nede Sarıkız ismi bize hiçbir şey ifade etmez.

 

Salur ve Karkın boylarının beyi, Tayık suyu civarında Ebulhan dağında yerleşirken bir şiirinde şöyle diyor. “Altın gözlü tavşanı getirdi diye/  Kaz ayağı üç ayrı tamga verdim” işte bu aldıkları kazayağı damgayı halen Mezarlarında tahtaya oyarak işleyen tek Türkmen kavmidir Tahtacılar. RADLOFF onların yaratılış efsanesini şöyle anlatır.

 

Yer ve Gök yaratılmadan önce her şey sudan ibaretti, Yer yoktu, gök yoktu. Güneş ile Ay’da henüz yoktu, Yüce Tanrı kendisine benzer bir varlık yarattı ve ona Kiji (Kişi) dedi. Yüce Tanrı ve Kiji su üzerinde iki Kara Kaz gibi sakin, sakin uçarak süzülürlerdi……..

 

İşte bu efsanelerin içindeki  Maveraünnehir’den, Horasan’daki Balhan dağlarına ve oradan da Anadolu yaylalarına 1071 tarihinden çok önceleri gelerek yerleşen Tahtacı Türkmenleri yaşadıkları bölgeye, Maveraünnehir ve Horasan’dan getirdikleri Eski Türk inançlarını yerleştirmeye başlamışlardır. İlk yaptıkları da Tanrı makamı saydıkları Yüce ve yüksek dağları kutsallaştırmaya, Buralarda Tanrılar makamı yaratmaya başlamışlardır. Horasan ötesinde Maveraünnehir bölgesinde Kara Kaz ile sembolleştirdikleri Tanrılarının adını İda dağına vermişler ve  ismini KAZ DAĞI yapmışlardır. Bundan sonra da Hayır mabudeleri saydıkları İyilik ve kötülük Tanrısı Ülgen ata’nın Sarı Kızlarına, Sarıkız tepesindeki mağarayı makam yapmışlardır, Bunun tam karşısında bulunan  yeri’de Baba dağı olarak makamlaştırdıktan sonra, iki makam arasındaki bölgeye’de Kaz avlusu makamı koyarak kutsallaştırma işlemini bitirmişlerdir.

 

Bundan sonra Sarıkız’ı kendi inançlarına uygun  bir kisveye bürüyerek şekillendirmişler ve ibadet yeri yapmışlardır. Sonradan uydurulan Zengin oğlan Fakir kız hikayesi asimilasyon amaçlı, Tahtacı Türkmenlere geçmişi unutturma amaçlı uydurulmuş bir hikayedir. Çünkü Tahtacılar’ın adına kurban kestikleri ve kesmedikleri takdirde yol düşkünü ilan edildikleri kişi böyle basit senaryoların konusu değil, kadim inançlarından buyana taşıdıkları kutsallarıdır.

 

Söylenceye göre  Hz. Ali ile evli olan Hz. Muhammed’in kızı  Hz. Fatma  bir gün eşi Hz. Ali’ye “Ya ali iki oğlumuz var birde kızımız olsa çok sevineceğim” der, Aradan belli bir zaman geçtikten sonra Hz. Ali eşi Hz. Fatma’ya “Ya Fatma benden istediğin Kabe’nin avlusunda git onu al” der. Kabe’nin avlusuna gelen Hz. Fatma burada kundaklanmış sarı bir kız çocuğu bulur. Çok sevinen Hz. Fatma bebeği kucağına aldığı gibi doğruca babası Hz. Muhammed’e gider. Ve ona “Baba, baba bak Mevlam Ali bana ne verdi” der. Hz. Peygamber kızına hitaben “Benim iki gözüm var, Hasan ve Hüseyin içindir. Üçüncü bir gözüm olmadığından buna bakamam. Götür bulduğun yere koy” yanıtını verir. Hz. Fatma  Sarıkız’ı bırakmaya kıyamaz ve onu bakıp büyütmesi için Salman-ı Farisi’ye  verir. Salman-ı Farisi Sarıkız’ı alıp Kazdağı’na getirir. Burada Sarıkız’ı büyütür, daha sonrada o çok kocamış çağında Sarıkız’a aşık olur. Bu duygudan çok rahatsız olan Salman-ı Farisi Tanrıya yakararak su sevgiyi gönlünden yok etmesini ister. Tanrı Salman-ı Farisi’nin gönlündeki aşk’ı yok etmek yerine, Salman-ı Farisi’yi genç bir delikanlı yapar. İkisi kazdağında halvet olur (Evlenir) Yıllar sonra Anası Hz. Fatma’yı özleyen Sarıkız bu duygusunu Salman-ı Farisi’ye açar. Sarıkız’ın hastalığından dolayı Selman Sarıkız’ı mağarada bırakıp Mekke’ye giderek Fatma Ana’ya yalvarır. Hz. Fatma’da kızının hasretine daha fazla dayanamayınca Salman-ı Farisi’yle birlikte Kazdağı’na gelir. Ancak geldiklerinde Sarıkız ölmüştür. Salman-ı Farisi derhal kocamış durumuna döner ve Ağlayıp inleyerek Ali kapısına (bab-ı Ali) gitmiş. Her gün yedi kez sağ yanı, yedi kez sol yanı, yedi kez de yüzükoyun sürünerek halini arz etmiş. Yirmi birinci gün gene Ali sırrına girmiş ve gidiş o gidiş.

 

Söylenceye göre Hz.Fatma kızını görmeye kazdağı’na geldiği gün Sonbahar’ın ilk günü imiş. Bugünün Tahtacıları işte bundan dolayı  15 Ağustos tarihinden sonra Sarıkız’a çıkarak adaklar ve kurbanlar kesip ibadet ederler. Tahtacı Türkmenlerin bağlı olduğu Yan yatır ocağının ismi de Salman-ı Farisi’nin yan yatarak hakka yalvarmasından dolayı aldıkları bilinmektedir.

İbrahim KIZILER

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz