Türkiye’de son 20 yılı yoğun olmak üzere çok kısa aralıklı sol iktidarlar haricinde (ki bunlar da koalisyonlarla beraber) yaklaşık 70 yıldır sağcı dinci iktidarlar iş başında.

Bu sağcı-dinci iktidarlar da dini bir araç olarak kullanıp halkın islamı üzerine kendilerinin çıkarlarını koruyan ve ezilmiş, yoksul bırakılmış halkı uyutmaya çalışan kendilerinin geliştirdiği siyasal islamı kullanarak ve bu siyasal islamın da halkın islamını bastırarak kurdukları bir hegemonya var.

Bu siyasal İslam binlerce yıldır Anadolu’da oluşan inançları göz ardı ederek hem ülkemizde hem de tüm dünya coğrafyasında tek tip insan modeli geliştirmeye çalışıyor. Bakınız türban denen olay yakın bir zamana kadar bizim coğrafyamızda yoktu. Annelerimiz, ninelerimiz başlarını örter ama her biri farklı bir modelde, yüzleri, gözleri açık herkesin içinde rahatlıkla hareket ederdi. Oysa bugün türban sadece bizim coğrafyamızda değil tüm dünyada Müslüman kadınlara tek tip olarak dayatılıyor.

Anadolu Müslümanlığı denen kavram yerine ortaçağ Arap kültürü insanımıza dayatılıyor. Oysa her coğrafya, üzerinde yaşadığı insanları, canlıları kendi koşullarına göre geliştirir. Aralarında binlerce kilometre olan insanların aynı şekilde düşünmesi, giyinmesi doğanın kurallarına aykırıdır.

Sözünü ettiğimiz bu sağcı iktidarlar Atatürk devrimlerine ihanet edip tarikatları, cemaatleri sürekli palazlandırdılar. Özellikle AKP iktidarıyla zirveye oturan bu siyasal dinciler ile gerçek bir burjuva sınıfından çok emperyalist kapitalizmin izin verdiği sürece ticaret kapitalist sınıfını geliştirdiğini, bu ticaret kapitalist sınıfının da üretimden çok var olanı pazarlama, elden çıkarma ile ayakta durabildiğini görüyoruz.

Var olanı pazarlama dediğimiz zaman aklınıza nelerin geldiğini görür gibiyim. Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında kıt kanaat biriktirilen paralarla kurulan şeker fabrikaları, Sümerbank, Telekom, tekel ve daha nice sanayi kuruluşu yok pahasına satıldı. Sakarya’daki tank palet fabrikasının elden çıkarılması en son örnek!

Elde avuçta ne var yoksa satıp mirasyedi paşazadelere dönen bugünün AKP iktidarı şehir hastaneleri, otoyollar, köprüler ile kendi yandaşlarına, uluslar arası güçlere verdikleri bu imtiyazlı sözleşmelerle sadece bugünü değil geleceğimizi de elimizden çalmış oluyor. En az 25 yıllık işletme devirleriyle bu yoksul halktan topladığı vergileri birkaç para babasına kanalize ediyor. Vergiler bu şekilde hovardaca harcanınca oluşan bütçe açığını gidermek içinde yeni vergiler, elektriğe, doğalgaza, yakıta zam üstüne zam yapıyor. Çalışana zam sırası geldiği zaman da zor dönemden geçiyoruz sabredin deyip işin içinden sıyrılıyor.

Halkta oluşacak tepkilerin önünü kesebilmek için de polisiye tedbirlerin yanında kendisinin geliştirdiği siyasal islamı baskı aracı olarak kullanıyor. Daha dün Diyanet işleri başkanlığı Cuma hutbesinde “elbette hiçbirimiz zorluklarla karşılaşmayı arzu etmeyiz. Ancak müminler olarak biliriz ki, hayatın güzel anları kadar, sıkıntılı zamanları da dünya imtihanımızın birer parçasıdır. Cenab-ı hak, insanı bazen elindekileri alarak bazen de fazlasıyla nimet vererek imtihan eder. Bu yüzden, musibet karşısında isyan etmek, kırıp dökmek ya da kötü söz söylemek yerine öncelikle sabırlı ve metanetli olmaya gayret gösteriniz…” diyordu. Kısacası; aldığın ücret çok az olsa da, yapılan zamlar katlanarak artsa da, yolsuzluklar son hızla devam etse de ses çıkarmayacaksın, susacaksın. Bundan daha açık yoksul, aç kalmış ve bu yüzden intihar etmeye başlayan halkın isyan duygularını bastırmak için dini kullanmanın başka bir açıklaması olabilir mi?

Üretmediğimiz için her şeyi üreten başka devletlerden alıyoruz. Üretmek ve ürettiğimizin ticaretini yapmamız için akıl ve bilimin ışığında nesiller yetiştirmemiz gerekiyor. Akıl ve bilimin ışığında yetişen nesiller de sorgulayan nesiller olacaktır. Oysa üretimden çok daha önce üretileni satmaya odaklanmış ticari kapitalist siyasal İslamcılar sorgulayan, yapılan yanlışlıkların hesabını soran, isyan eden nesiller yerine verilen her şeye itaat eden, biat kültürüyle yetişmiş, bugün yaşadıklarımız takdiri ilahi diyen nesiller yetiştirir. Bugün fen liseleri, Anadolu liseleri yerine hemen her yerde imam hatip okullarının pıtrak gibi çoğalmasının nedeni budur.

tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz