Termik santrallere filtre takılması için firmalara verilen sürenin bitmesine ramak kala sürenin uzatılması için meclisten AKP ve MHP oylarıyla yeni yasa çıkardılar.

Bu olay herkesin, her kesimin rengini belli etmesi için tam bir turnusol etkisi gösterdi.

Daha önce de verilen süre son kez uzatılacağına dair meclisteki tüm partiler ortak karar almışlar ama ne hikmetse AKP ve MHP verdikleri bu sözlerinden cayarak meclisten ek süreyi çıkarttılar.

Tabii ki halkta büyük bir tepki oluştu. Benim de savunduğum toplu yaşam yerlerinde sigara içilmesi yasağını harfiyen uygulayan AKP iktidarı sigara dumanından çok daha zararlı olan termik santrallerden doğaya salınan zehirli gazlarda halkın karşısında yer almış ve milyonlarca insanın zehirlenmesi uğruna tercihini santral sahiplerine yapmıştır.

Bu yazıyı kaleme alırken meclisten çıkan yasayı Tayip Erdoğan’ın veto ettiği haberi geldi. Geçmiş ola!

Tayip Erdoğan’ın izni olmadan mecliste hiçbir yasanın görüşülemeyeceği, ancak onun onayı alındıktan sonra AKP’nin yasa tasarısını hazırlayacağını bilmeyecek kadar cahil değiliz. Medya’da ne kadar ısmarlama, yönlendirici haberler yapsalar da halktan gelen büyük tepki üzerine ve bu tepkinin parti oylarını aşağı çektiğini görünce Tayip Erdoğan şimdi kendini bir kurtarıcı gibi şirin göstermeye kalkıyor ve yasayı veto ediyor. Kısacası bir elinle verdiğini diğer eliyle geri alıyor sonra da ben halkın sağlığını düşünüyorum diyor. Şirinlik yapayım derken aslında daha da çok bataklığa saplanıyorlar. Çünkü halk artık neyin doğru olduğunu, yaptıkları tutarsızlıkları görüyor.

Yasa tasarısı mecliste oylanmadan bir gün önce MHP’li bir milletvekili kameraların önüne çıkıp tüm ülkeye “ben halk sağlığı uzmanıyım, termik santraller 1 dakika dahi filtresiz çalışmamalı. Bu akciğer hastalıklarının, kanserin direkt sebebi. Mecliste son ana kadar mücadele edeceğim” dedi. Hepimiz alkışladık. Fakat aynı şahıs bir gün sonra yapılan oylamada tam tersi hareket ederek yasanın kabulü yönünde oy kullandı. Sonra da grup kararı yönünde oy kullanmak zorunda kaldığını söyledi. Oysa aynı oylamada oylamaya katılmayan birçok MHP’li vekil vardı. Kabul oyu vereceğine en azından sen de oylamaya katılmaz ve bu suça ortak olmazdın.

Halkın hizmetinde olacağına dair yemin edip, sonra da ben halk sağlığı uzmanıyım deyip yasanın engellenmesi için çalışması gereken profesör ünvanı da taşıyan bu zat bu halkın yararını ne kadar gözetebilir? Her ne kadar parti disiplini içinde yer alsa da ipleri başkalarının elinde olan bir kukladan öteye gidemez. Sen orada sadece elini havaya kaldıracak bir sayıdan öteye gidemeyecek kadar zavallısın.

Bir başka zavallı da termik santrallere filtre takılırken geçen sürede santral çalışmazsa ekonominin ne kadar zarar göreceğine dair haber yapan CNN Türk çalışanıydı. Tamam, sen orada bir çalışansın, emekçisin ama kendinin de inanmadığı, tamamen yalan, patronlarının ısmarlama haberleri üzerine program yapacak kadar kendini onursuz mu görüyorsun? Aman işsiz kalmayayım, parasız kalmayayım diye yaptığın onursuzca davranışının karşılığında düştüğün durum aldığın paraya değer mi?

Ellerindeki tüm devlet gücüne, medya kuvvetlerine rağmen istedikleri her şeyi halka rağmen yapamayacaklarını bir kez daha gördüler. Ve bir kez daha gördük ki halk gerek sosyal medya üzerinden gerekse diğer kanalardan tepkisini topyekun gösterirse yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Yaptıkları her şeyde ellerini yüzlerine bulaştırıyorlar. Halkın vekilleri olarak halk yararına çalışacaklarına aslında sermeyenin vekilleri olduklarını, kendilerinin parmak sayısı hesabından öteye geçemeyeceklerini yaşayarak görüyoruz. Halkın iradesini zorlayarak bir yere varamayacaklarını bu halk 23 Haziran’da çok güzel gösterdi. Fakat yine ders almış gibi görünmüyorlar. Suya yüzde 15 oranında zam yapılması teklifini İstanbul belediye meclisinde onay vermeyip sonra halkı ezdirmedik diye ortalıkta caka satanların iplerinin bağlı oldukları ağa babalarının elektrik, doğalgaz, akaryakıta yaptıkları ve halkı inim inim inlettikleri yüzde 60’a varan zamlar karşısında süt dökmüş kedi gibi sustuklarını görmedik mi?

Ülke politikacasından, gazetecesine, sporcusundan iş adamına, akademisyeninden memuruna bulundukları mevki, makamın hakkını veremeyecek, dolduramayacak çapsız insanlarla dolu. Bu çapsız insanlar da bu toplumu yönetmeye, yönlendirme kalktığı zaman ne yazık ki ülke olarak duvara toslamakla karşı karşıya kalıyoruz. Günümüzde yaşadığımız durumun özeti de bundan ibaret!

Tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz