HAYDUT DEVLET

ABD resmen savaşta olmadığı egemen bir devlet olan İran’ın önde gelen ordu komutanlarından birini başka bir egemen devletin toprakları içinde suikast düzenleyerek öldürdü.

Bu senaryoyu ülkelerin isimlerini ve yerlerini değiştirerek bir kez daha oynayalım.

Diyelim ki Fransa bir İngiliz ordu komutanını Almanya sınırları içinde suikast düzenleyerek öldürsün. Dünya ayağa kalkar, emri veren Fransız’ın derhal yargılanmasını ve gerekli cezanın verilmesi için uluslar arası bir baskı kurarlardı.

Oysa İranlı komutana suikast emrini bizzat ABD başkanının verdiğini biliyoruz ama ne Birleşmiş Milletlerden ne de diğer devletlerden dünyanın gözü önünde böyle bir suikastı nasıl işleyebilirsin diye bir ses çıkmıyor. ABD resmen haydut devlet rolünü üstlenip önüne gelen her şeyi yapabileceğini zannediyor.

Hatırlarsınız aylar öncesinde Suudi muhalif gazeteci Kaşıkçı’yı Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğunda velihat prensin adamları hunharca katletmiş, başta ABD olmak üzere tüm dünya ayağa kalkmış, başta Suudi velihat prens ve diğerlerinin cezalandırılması için büyük bir baskı kurulmuştu. Velihat prens yargılanmadı ama diğerleri ölüm cezasına çarptırıldı.

Peki ABD’nin İranlı komutanı öldürmesiyle Suudilerinin kendilerine muhalif olan bir gazeteciyi öldürmesi arasında ne fark var? Hiçbir fark yok! Bunun için eğer dünyadaki tüm devletler kağıt üzerinde egemen ve birbirine eşit ise bu emri veren ABD başkanı Trump’ın acilen ya kendi mahkemelerinde ya da Birleşmiş Milletlerin uluslar arası mahkemesinde yargılanması gerekir.

Son söylediğim cümlenin ütopik olduğunu ve Trump’ın hiçbir zaman yargılanmayacağını çok iyi biliyoruz. Çünkü ABD elinde bulundurduğu güç ile dünyanın efendiliğini yapıyor ve bundan dolayı da haydutça davranabiliyor. Güç kimdeyse boruyu da onun çalacağını biliyor.

Tarih boyunca da bu böyle olmamış mıdır?

Osmanlı’nın şahşahalı dönemlerinde sultan kendini dünyanın efendisi olarak görmez miydi? 400 yıl önce imzalanan Zitvatorok Anlaşmasına kadar Osmanlı sultanı kendini diğer devletlerin başındakilerden üstün görür ve diplomatik münasebetler bu şekilde yürütülürdü. O zaman resmiyete dökülen bu tür ilişkiler günümüzde kağıt üstünde olmasa bile fiiliyatta hala devam etmektedir.

Elinde gücü bulunduranlar da tarihi istedikleri gibi yazabilmekte. Şimdi haydut devlet olarak gördüğümüz ABD 2. Dünya Savaşının sonlarına doğru Japonya’nın iki kentine atom bombası atmış ve çoluk çocuk demeden yüz binlerce masum insanın ölümüne neden olmuştu. Her ne kadar bu olayın savaşın sonunu getirdiği söylense de işlenen bu insanlık suçunun cezasız bırakılmaması gerekirdi.

Yine 2. Dünya savaşı sırasında Hitler’in ortalığı kasıp kavurduğu sıralarda birçok ülke Hitler’e yaranmak, onun gazabından korunmak için onunla beraber görünmekten kaçınmıyor, Hitler’in işlediği büyük suçlara kendileri de katılıyorlardı. Avrupa’nın birçok ülkesinde Yahudilerin gördüğü muameleler Hitler Almanya’sından farklı değildi. Hep merak etmişimdir; eğer savaşı ABD, Rusya ve müttefikleri değil de Hitler kazansaydı bugün okuduğumuz tarih acaba böyle mi yazılırdı? Malum, gücü elinde tutan tarihi de yazar.

Tarih değişiyor, yer değişiyor ama yeryüzünde adaletsizlikler hiç düzelmiyor. Uzay ve bilişim çağını yaşadığımız günümüzde tüm mesafeler ortadan kalkmasına rağmen sömürü düzeni değişmiyor. Yerkürenin kuzeyinde kalanlar güneyinde kalanları sömürüyor. Aç ve sefil kalan insanlar topluluklar halinde savaşlardan ve sömürüden kaçıyor. Gücü elinde tutan ABD gibi haydut devletler bu sömürü düzenini devam ettirmek için 75 yıl önce uyguladığı insanlık dışı saldırıları bugün de haydutça uygulamaktan geri kalmıyor.

tamerkayikci@yahoo.com

Paylaş
Önceki İçerikYÜCEL YILMAZ SÖZÜNÜ TUTTU
Sonraki İçerik2020

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz