KAPALI TOPLUM, ALEVİLER

Alevi/ Kızılbaş toplumu siyasi ve sosyal nedenlerle tarihsel süreçte hep “kapalı bir toplum” olma özelliği taşıdı. Siyasi yaptırımların ağır izlerini taşıyan bu toplumlar çoğu zaman “Göç’e zorlandı”  yada “gözden ırak noktalara” mecburi ikamete sevk edildi. Dün kurduğu, koruduğu kudret manaları yüklediği siyasi otorite, yani devlet, başka bir dönemde “tehlike unsuru olarak” karşılarına dikildi. İşte yaşanmış tarihsel ve sosyolojik tüm süreçler “Kendi kabuğunda yaşayan, yaşamaya mecbur bırakılan” Alevi/ kızılbaş toplumunun yaşantısında derin izler bırakmıştır.

Alevi/ Kızılbaş toplumunun tarihsel miras olarak günümüze kadar taşımış olduğu en büyük sorunlarından birisi “Kültürel ve inançsal kimliğin” aktarımı sorunudur. Öyle ki gelecek kuşaklara yazılı metinler üzerinden inançlarının miras bırakılma sorunu, yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Alevi/ Kızılbaş toplumlarının tazeliğini kaybetmemiş bir sorunu olarak karşımızda durmaktadır.  Yüzyıllardır kapalı bir toplumsal yaşam sürmüş olan Alevi kitleler, inançlarına ve tarihsel geçmişlerine ilişkin bilgileri de kutsal kabul etmiş ve bunların kendilerinden olmayan kişilere açıklanması tabu olarak görülmüştür. (Tarihsel süreç içerisinde siyasi güçten kendilerini koruyabilme içgüdüsü ile bu yola başvurmuşlardır.) Bunda toplumun tespit edildiği takdirde siyasi ergi elinde bulunduranlar tarafından katledilme korkusu en öncelikli korkuları olmuştur. Şeyhülislam fetvaları, sünni inancın kendisi gibi düşünmeyene yaşam hakkı tanımaması, kafir, zındık, dinsiz, inançsız olarak görmesi, her türlü, zulmün, işkencenin ve katliamın da kendilerine reva görülmesi de çok etkili olmuştur. Bu yüzden kapalı toplum yapısını benimsemişlerdir. Sözlü geleneğin ağırlığından ve toplumsal yapı nedeniyle olsa gerek, Aleviler arasında var olan sınırlı sayıda yazılı eser de adeta kutsal bir niteliğe bürünmüştür. Alevilerce “Buyruklar alelade kitaplar olmayıp” onlar “Erenlerin buyruğudurlar” ve onlardan her daim çekinilmiştir. Kaldı ki bunlar genellikle Alevilerin dinsel seçkinleri olan Dede’lerde bulunurlardı.

Bu kaçarak, baskı ve zulüm altında yaşamaya ve inançlarını yaşatmaya çalışan, bazen de resmi gücü elinde bulunduranların katliamına maruz bırakılan, katliamlarının gerçek sorumlularının hiçbir zaman ortaya çıkartılmadığı Alevi/ Kızılbaş inancına bakalım.

Alevi/ Kızılbaş inanç sistemi içerisinde dört mertebe bulunur. Bunlar; Mürşit, Pir, Rahber ve Talip’likdir.

Mürşitlik;  Alevi / Kızılbaş toplumunda yukarda yazdığım mertebelerin en üst basamağıdır mürşitlik. Mürşit Pirin bir üst basamağıdır, tabiri caiz ise Pirin Piridir. Mürşit doğru yolu gösteren, toplumunu aydınlatıp bilgi sahibi yapan, topluma ve inancına yön veren kişidir. Bütün Alevi ocakları (Bir kaçı hariç) HünkarHace Bektaş Veli’yi mürşit olarak tanırlar ve onun dergahına bağlıdırlar.

Pirlik (Dedelik); Alevi / Kızılbaş inancında ve toplum yaşamında  Pir’lik yani dedelik inanç önderidir. İnanç ile ilgili bütün ibadet ve ritülleri dedeler uygular. Cemler (İster görgü, ister sorgu, ister müsahip’lik cemi, ıkrar cemi ) dede olmadan başlamaz, dede olmadan yapılamaz.

Dedeler mutlaka Ocakzade’dirler, (Bütün Alevi ocakları bir şekilde kendilerini soy olarak Ehl-i Beyt’e bağlarlar, bu ayrı bir yazı konusu olacak kadar uzun bir konudur.) Birde bunların dışında, Dedenin herhangi bir şekilde bulunamayacağı zamanlarda toplumun inanç ve ibadetini sürdürebilmesi için ocakzadelerden icazet alarak dedelik yapanlar vardır. Bunlara baba veya dikme dedeler vardır. Bunlar gerçekten bilgili, dürüst ve adil olan kişiler arasından ocakzade dede tarafından atanır.

Rahber; Yol göstericidir, Dini ritüellerin yürütülebilmesi için Talip’leri uygulama konusunda eğitip yol gösterendir. Aynı zamanda toplumun dertlerini, sorunlarını tesbit ederek dedeye bildirmekle de sorumludur. Bir nevi toplumu gözetleyen, problemleri tesbit edendir.Rahberocakzadelerden olabileceği gibi, yörenin güvenilir, özü sözü doğru insanları içinden de olabilir.

Talip;  Aleviler içerisinde Mürşit, Pir, Rahber kavramları ve görevleri dışında kalan yol’aıkrar vermiş her kişi talip’tir. Yani Alevi toplumudur, Dedelerden inanç, ibadet, yol’a dair her şey ile toplumsal yaşamda karşılaşacağı her durum için hak talep eden kişidir.

Yazımız “dergipark.org.tr” sitesinde yayımlanan bir yazıdan faydalanılarak yazılmıştır.

İbrahim Kızıler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz