TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN GÖREVİ NEDİR?
Cumhuriyet Halk Partisi yaptığı taraflı yayınlar nedeniyle bir süre önce CNN Türk kanalını boykot etme kararı aldı. Yerinde bir karar. Fakat yeterli mi?
CNN Türk gibi taraflı yayın yapan hatta daha da iktidar borazanı olan birçok kanal mevcut. TRT ve ATV zaten AKP’nin yayın organı olarak çalışıyor. Taraflı yayın yapan tüm bu kanallar zaten bu nedenle günden güne seyirci kitlesini de yitirdiler. Burada yayınlanan haber ve tartışma programlarında ekrana çıkarılan sınırlı sayıdaki muhalif isimler bu kanalların yayın politikasını meşrulaştırmaktan başka bir görev görmüyorlardı. CHP tarafından geç alınmış yerinde bir karar ama eksik olan bir karar.
Şahsım olarak İktidar borazanı bu medya kanallarını uzun zamandır takip etmediğim için son günlerde yine bir zamanlar Ergenekon ve Balyoz kumpasları öncesinde Taraf gazetesinde yapılan yayınlar benzeri darbe söylemlerine yöneldiklerini değişik kanallardan haber alıyorum. Darbe söylemini de yine Ergenekon kumpasında emrinde yüz binlerce silahlı askeri olup da buna rağmen silahlı terör örgütü kurmaktan tutuklanıp Silivri’de alıkonulan eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ üzerine kuruyorlar.
İlker Başbuğ bir haç hafta öncesinde katıldığı bir televizyon programında, bir gece yarısı Askeri şahısları sivil mahkemelerde yargılamanın önünü açan yasa tasarısı önergesini meclise getirenleri işaret ederek siyasi ayağı gösteriyordu. Oysa aynı ifadeyi hem mahkeme tutanaklarında hem de yazdığı kitapta belirtmişti. Okuma alışkanlığımız olmadığı için kimsenin dikkatini çekmedi demek ki bu televizyon programından sonra İlker Başbuğ birden Kemalist bir darbenin öncüsü olarak iktidar tetikçisi medya kanalları tarafından gösterilmeye başlandı.
İktidar yalakası medyanın tekrar bu yalanların arkasına sığınıp yeni projeler üretmesinin kokusu yakında çıkar. Yine birilerini darbe heveslisi diye daha önce FETÖ ile beraber kurdukları Ergenekon ve Balyoz kumpaslarına benzer şekilde içeri almaya başlayabilirler. Amaç birilerine korku salmak, gözdağı vermek ve hem içeride hem de dışarıda sıkıştıkları politikadan kurtulmanın çaresini bulmak.
Burada daha önce de belirttiğim gibi İlker Başbuğ ordunun başında bulunduğu süreçte de başarısız olmuştur. Çünkü ordunun üzerinde oynanan oyunları görüyor, bunu ekranlarının önüne çıkıp açıkça söylüyor ama bunlara ne gibi bir önlem alınacağı konusunda yetersiz kalıyordu.
Günümüzde hem Doğu Akdeniz’de hem de güney sınırlarımızda yaşanan olaylara baktığımızda güçlü bir orduya ne kadar gereksinimiz olduğu ve bu coğrafyalarda oyunu kuran aktörler tarafından böyle güçlü bir ordunun ne denli sorunlar çıkaracağını iyi bildikleri için önce orduyu ondan sonra da ülkeyi çökertmeyi denediler ve bunda da başarılı oldular.
Orduyu çökertmek için FETÖ aracılığı ile Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını kullandılar. Sivil savcılar ilk kez Başbuğ döneminde askeri personeli içeri alıp tutuklamaya başladılar. Devletin tüm sırlarının olduğu kozmik odaya Başbuğ döneminde girildi. Kendisi bir kurmay subay olan Başbuğ yine kendisi gibi kurmay olan tüm yönetim ekibiyle tehlikenin büyüklüğünün farkına varması ve savunmayı da ona göre yapması gerekirdi. Söz konusu olan ülkedeki demokrasinin geleceği, ülkenin sokulmak istenilen karanlığa itilmesiydi. Bir kurmay subay ve Genel Kurmay Başkanı olarak ordunun yok edilmesi demek ülkenin varlığının tehlikeye girmesi olduğunu çok iyi bilmesi gerekirdi ve kendi döneminde yaşanan ilk tutuklamaların ve kozmik oda olayına izin vermemesi gerekirdi. Her ne kadar kozmik odaya girilmesi emrini dönemin başbakanı Tayip Erdoğan’ın verdiğini söylemesine rağmen! Ülkedeki demokrasi ve geleceği tehlikeye girmişse onu korumak en başta Genelkurmay başkanının görevidir ve onu tehlikeye atanlara karşı da emrinde bulunan tankları bu tehlike yaratanların karşısına dikebilmeliydi. Ülkeyi, demokrasiyi korumak için yasanın var olmasına gerek duyulmaz, bu herkesin vatandaşlık görevidir. En başta da Silahlı Kuvvetlerin başındaki kişinin görevidir.
İlker Başbuğ bu önlemleri alamadığı için Ordu çökertildi. Orduyu ele geçiren FETÖ mensupları bu sayede darbe girişiminde bulundular. Zayıflatılmış bir Hava ve Deniz Kuvvetleri nedeniyle Doğu Akdeniz’de yeteri kadar önlem alamıyoruz. İdlib’de yitirdiğimiz askerleri almak için bir helikopter bile kaldıramıyoruz. Olağanüstü hal şartlarında tartışmalı bir anayasa değişikliği ile rejim değişti, demokrasinin adı var ama kendisi yok. Kısacası oyun kurucular içinde bulunduğumuz coğrafyada istedikleri gibi oynatacakları bir ülkeyi yarattılar.
Şimdi soralım tüm iç ve dış tehlikelere karşı ülkeyi silahlı kuvvetler korumayacak da kim koruyacak?
tamerkayikci@yahoo.com

Paylaş
Önceki İçerikYALANCININ MUMU
Sonraki İçerikSALINIM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz