Dünya, 1989 yılında Sovyetlerin çökmesiyle beraber çift kutuplu düzenden vazgeçip kapitalizmin egemenliğine girince, kapitalizm her derde deva bir ilaç olarak görülmeye başlanmıştı. ABD’nin öncülüğünde ve çok uluslu şirketler vasıtasıyla insanlığın tüm sorunları kapitalizm ile çözülecekti.
Zaman ilerledikçe kapitalizmin içinde çıkan aksaklıklar kendi içinde giderilmeye çalışılıyor, yamayla kapanan yaralar bir süre sonra daha büyük bir şekilde patlağa neden oluyordu. Bu yaralar yamayla kapanınca bir gün iyice büyüyen yaranın yamayla kapanmayacağı, dikiş tutmayacağı beklenen bir gerçekti ve patlak bir virüsle tüm dünyaya yayılınca meydana geldi. Tüm dünyanın dev gibi gördüğü, sarsılmaz olarak baktığı kapitalist batı devletleri bir virüs karşısında çöküp gitti.
Avrupa’da şu an için en büyük felaketi yaşayan İtalyanların bunu yaşamasının altında sağlık sistemini özelleştirmesi, sosyal devlet anlayışından uzaklaşması olarak görülüyor. Almanya’nın da tam tersi olarak sağlık sisteminde kamu hastanelerini güçlü tutması, toplam hastane sayısının %80’nin kamunun elinde olması nedeniyle bu beladan fazla yara almadan çıkacağını gösteriyor.
Bütün kapitalist ülkelerin virüs belası karşısında sarıldıkları tüm önlemler sosyalist dönemleri hatırlatıyor. Özel sektörün elindeki hastanelerin kamulaştırılması, sağlık sigortası olmayanların sağlık hizmetlerinden faydalandırılması, işsiz kalanların maaşlarını devletin üstlenmesi, elektrik, su, doğalgaz paralarını ödeyemeyenlerin faturalarını devletin karşılaması ya da ödemelerin ötelenmesi, ABD gibi kapitalizmin mabedi olan yerde herkese 1000-2000 dolar nakit ödenmesi, sağlık harcamalarını artırması bildiğimiz sosyalist uygulamalardır.
Çöktüğünde tüm dünyanın bayram ettiği sosyalist yönetimlerin çözdüğü başlıca konular işsizlik, sağlık ve eğitimdi. Tüm yurttaşlar bunlara eşit ve ücretsiz olarak ulaşabiliyordu. Hani bugün hepimizin üzerine titrediği bu üç konu!
Bir gerçekle karşı karşıyayız. Tüm dünya yaklaşık bir aydır üretim yapmıyor. Başta Çin ekonomisi büyük bir yara aldı. Şimdi sırada Avrupa ve ABD ekonomileri var ve bunun ne zaman sona ereceğine dair bir ipucu yok. Tüm dünyanın bu kadar uzun bir zaman üretim yapmamasının büyük sonuçları olacaktır ve kapitalizm hiçbir zaman eskisi gibi olamayacaktır. Sovyet sisteminin çökmesiyle terk edilen sosyal devlet anlayışına toplumlar ister istemez dönmek zorunda kalacaklardır. Çünkü böyle büyük bir sorun ancak tüm dünyanın dayanışması ile atlatılabilir.
Bu virüsün gösterdiği bir başka durum da AB’nin içindeki dayanışmanın kağıt üstünde kaldığıdır. İtalya’da salgın baş gösterip hızlı bir şekilde yayılma gösterince yetersiz kalan sağlık sistemi nedeniyle AB ülkelerini yardıma çağırmış ama hiçbir Avrupa ülkesi yardımına koşmamıştır. İtalya’nın yardımına koşan Çin, Rusya ve Küba olmuştur. Her üç ülke de kapitalist bloğun dışında kalan ülkeler. Bu yüzden İtalyanlar AB’ye ateş püskürüyor ve dayanışma dediğiniz zaman demek ki sizin anladığınız Venezüela gibi ülkelere yapılan yaptırımlardan başka bir şey anlamıyorsunuz diyorlar.
Dünya bu haldeyken bizde neler oluyor?
İtalya’da neler yaşanıyorsa birkaç gün sonra bizim de yaşayacağımız belalar onlar olacak. Çünkü biz de onlar gibi sağlık sistemimizi özelleştirdik. Kamu ve üniversite hastanelerine kaynak aktarmazken müşteri garantili şehir hastanelerine servetler akıtmaya başladık. İtalyanlar nasıl evlerine kapanmaya direndiyse biz de aynı şekilde direniyoruz. Fakat aramızda bir fark var! onların kara günleri için harcayacakları paraları varken biz kara gün paramızı seçim döneminde AKP’nin seçim malzemelerine harcadık. Merkez Bankasındaki 50 milyar TL yedek akçeyi özel bir kanunla bütçeye aktarıp harcadılar. Oysa o para tam da bugünler için harcanması gereken bir paraydı.
Tayip Erdoğan’ın açıkladığı pakette ne yazık ki milyonları değil milyonerleri sevindirecek haberler vardı. Zaten açıklamayı yaparken TOBB başkanına dönerek “nasıl, mutlu musun Rıfat Serdaroğlu” demesi durumun özeti. AKP milyonların değil de milyonerlerin sesi olduğu için de doğal olarak sahibinin sesini dinleyip onları rahatlatacak uygulamaları devreye soktu. Emeklilere ödenen bayram parsının öne çekilmesi sadece hak edilenin erken ödenmesinden başka bir şey değil. Daha düne kadar 1000 liranın altında emekli maaşı yok diye yırtınıp duran AKP bugün bunu kabul ederek onların maaşını 1500 TL’ye çekmeyi planlıyor. Karantina günlerinde bile konut satışını paketin içine sığdırmak şark kurnazlığından, şimdiye kadar zengin ettiği kesimin bu şartlarda bile hala açıkça kayırılmasından başka bir şey değil.
Tüm dünya liderleri yurttaşlarına rahatlatacak önlemler açıklamaya çalışırken, zor durumda kalanların mağdur olmaması için elektrik, su, doğalgaz faturalarını düşünmemelerini istenirken bizim enerji bakanına zor durumda kalan vatandaşlarımız elektrik faturasını nasıl ödeyecek diye sorulduğunda “online ödeme yapabilirler” deme basiretsizliğini gösterebiliyor. Tüm CHP’li belediyeler su ve doğalgaz faturalarını ötelerken, suları kesik olanların sularını derhal açarken AKP’li ve MHP’li belediyelerden, doğalgaz şirketinden telefonuma gelen mesajlarda “olur da zor durumda kalır, evden dışarı çıkamazsanız ödemelerinizi online yapın” diye mesajlar geliyor. Aradaki zihniyet farkı!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz