Çok değil daha 1 ay öncesine kadar dünyadaki tüm insanlar hayatlarında çeşitli sorunlar olsa da evlerinden çıkabiliyor, sokaklarda, caddelerde, alış veriş merkezlerinde, sinemalarda, tiyatrolarda, tarlalarda, kırlarda özgürce dolaşabiliyorlar, birbirlerine sarılıp öpüşebiliyorlardı.
Bugün koca dünya, tehlike yaklaşınca evlerine girip kapı pencerelerini kapatıp birden ıssızlaşan kovboy filmlerindeki kasabalara döndü. Ne yazık ki bahsettiğimiz o filmlerde hep bir cesur yürekli adam çıkar ve haydutların icabına bakardı. Oysa bugün dünyayı kasıp kavuran bu korona virüs belasından koruyacak iyi, cesur yürekli bir şerif henüz ortada yok.
Daha önce de buna benzer salgın hastalıklar dünyada görülmüş ve milyonlarca insanın ölümüne de sebep olmuştu. Fakat dünyanın tamamını aynı anda ve çok kısa bir sürede etkisi altına alan ve şu anki seyriyle milyonlarca insanı etkileyeceği anlaşılan başka bir salgınla karşılaşmadık.
İnsanoğlu süpersonik hızla giden uçaklar yaptı ama o hızla giden uçaklar aynı zamanda bu belayı da tüm dünyaya hıza yaymanın aracı oldular.
Dışarıda doğa kendini yeniliyor. Baharın tüm renklerini bugün doğada eğer dışarı çıkabilirseniz görebilirsiniz ama bundan daha uzağız. Oysa düne kadar o doğaya karşı efeleniyorduk. Sana hakimiyet kurabilirim diyorduk. Nehirlere, derelere elektrik santralleri kurup suyun akışını değiştiriyor, termik santraller kurup bütün zehirli gazları doğaya salıyor, nükleer bomba denemeleri yapıyor, karbon yakıtlarından saldığımız gazlarla dünyanın ısısını artırıyor ve kutuplardaki buzulların erimesine yol açıyor, kimyasal ilaçları tüm tarım ürünlerine harcayıp hem topraklarımızı hem de yiyeceklerimizi zehirliyor, ormanlarımızı katlediyorduk. İnsanoğlu dünyanın hakimiyeti benim elimde derken küçük bir virüs çıkageldi ve sosyal medyada karşıma çıkan şu ifadeyle “hey insanoğlu sen orada bir dur bakalım, siz gereksizsiniz. Hava, su, toprak ve gökyüzü sizsiz gayet iyi. Doğada yaşam sürüyor ve çok güzel. Sadece insanoğlunu kafese soktu. Geri geldiğinizde bunu hatırınızdan çıkarmayın. Benim misafirimsiniz, sahibim değil” dedi.
İnsanoğlu tekrar kafeslerinden çıkacak ve geri gelecek. Geldiğinde hiçbir zaman bıraktığı dünyayı bulamayacak. Belki ilk etapta alışkanlıklarla eskisini yaşamaya çalışacak, nerede kalmıştık diyecek ama caddelerde, AVM’lerde birçok yerin iflas etmiş şekilde kapalı olduğunu görecek. Milyonlarca işsizin üzerine yeni işsiz milyonlar eklenecek ve daralan iş olanaklarına saldırıp duracaklar. Virüsü yendik ama açlığı nasıl yenecekler onun derdine düşecekler. Evde bekleyen aile fertlerinin karınlarını doyurmanın sorumluğu ve çaresizliği altında bunalımlara girecekler. Kapitalist dünya düzeninde açıkta kalan bu milyonların derdine çare olacak bir reçete şu ana kadar bulunamadı. Şimdi tüm dünya devletlerinde görüp ülkemizde göremediğimiz sosyal yardımlar nedeniyle çöken devlet bütçelerini kurtarmak için yarın yine milyonların vergilerin artırılmasına, Gölcük depreminden sonra geçici olarak başlayan sonra sabit hale gelen özel iletişim vergileri benzeri yeni vergiler, maaşlarının azaltılması yoluna gidilecek. Bu vahşi düzenden kurtulmanın tek yolu; hem ülkelerin içindeki hem tüm dünya halklarının arasındaki dayanışmanın artırılması, kapitalist emperyalist düzenden bir an önce vazgeçip daha insanca yaşanılabilir sistemler kurmaktan geçer.
Koranavirüsün tüm dünyayı sarmaya başlayıp insanların ev hapsine başladığı ilk zamanlarda herkesin ilk yaptığı marketlere koşmak oldu. Kimse önce maske, eldiven, sabun, kolonya bulayım demedi. Bunlar ikinci planda düşünülen metalar oldu. İnsanlar marketlere koştuğunda ilk saldırdıkları un ve makarna raflarıydı. Çünkü insanların aç kalma korkusu bütün korkuların önünde yer alır. Önce yaşamalıyım ki sonra sağlıklı kalayım dediler. Böylece biz insanoğlu 1 kilo buğdayın binlerce varil petrolden çok daha değerli olduğunu bir kez daha yaşayarak gördük. Önlemler alınmadığı, dikim aylarının olduğu bu mevsimde gerekli ekimlerin yapılmadığında bu yaz aylarında virüsten daha berbat olan insanların gıda bulamama sorunuyla baş başa kalacağız. Dünyanın en büyük buğday ihracatçısı ülkelerinden biri olan Rusya petrolün değil buğdayın dışarıya satılmasını yasakladı. Demek ki neymiş; dünyanın en stratejik ürünü buğdaymış. İMF’nin, dünya bankasının dayatmasıyla Anadolu’nun çok büyük bir kesimini buğday dikmemesi için para veren, tarımı bitiren bugünün AKP iktidarına ders olur mu acaba?
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz