Akıl ve bilimden uzaklaşan toplumların sonu her zaman başka toplumların kölesi olmuştur. Akıl ve bilimin yol göstericiliğinde değil de tek adamın, hurafelerin, dinci softaların egemenliğinde yol alan toplumlar zamanla yok olmaya mahkumdur.
Osmanlı böyle yıkılmıştır. Hitler Almanya’sı bu şekilde uzun yıllar ezik bir toplum olarak yaşmaya mahkum olmuştur.
Tüm dünyayı saran korana virüsü belası da tüm dünyada turnusol etkisi yapmış görünüyor. Konunun uzmanlarından yardım alan bazı ülke yönetimleri bu belayı en az yarayla atlatacakları belli olmuşken astığım astık, kestiğim kestik diyen otoriter yönetimdeki bazı ülkeler de bilim adamlarının uyarılarını bir kenara bırakarak yönettikleri toplumları büyük tehlikelerin içine atıyorlar. Bunların en başında ABD ve İngiltere geliyor. Önce sürü bağışıklığı yöntemini benimseyen bu tür ülkeler bugün dünya üzerinde en çok ölüm sayısı açıklayan ülkeler haline geldiler.
Ne yazık ki ülkemiz de bu sınıf içinde yer alıyor. Sözde var olan bir bilim kurulu ama oradan çıkan kararların hiç birine riayet etmeyen bir tek adam! Bir savaş kadar belalı virüslü bugünlerde bile muhalefeti dışlayarak siyasi rant elde etmeye çalışan akıl dışı bir yönetim.
Türkiye birçok ülkeden çok daha geç bu virüsle karşılaştığını açıkladı. Dolayısı ile bunu yaşayan ülkelerden alacağı dersler yönünden avantajlı bir konumdaydı ama tüm uyarılara, uzamanların yalvarmalarına rağmen gerekli tedbirleri almadı ve öyle acemice kararların altına imza attı ki bugün virüsün ülke çapında bu kadar çok ve çabuk yayılmasının ana nedeni de bu kararlardı.
Virüsün yurt dışından geleceği kesin bir bilgiyken Korana virüsün görüldüğü ülkelerden uçuşların kesilmemesi, umreden dönen binlerce kişinin elini kolunu sallayarak ülkenin tamamına yayılması, insanların birbiriyle teması sayesinde yayıldığı bilinmesine rağmen ve bu yüzden çok büyük kayıplar veren İtalya ve İspanya’dan muhakkak sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi gerekir uyarıları gelmesine rağmen bu kararın alınamaması yakın zamanda yaşayacağımız çok büyük kayıpların nedenlerinin başında geliyor.
Geçen yıl yapılan seçimler öncesinde seçim rüşveti olarak hazinenin parası, yandaş müteahhitlere aktarılan servetler ve hazinede kefen parası olarak saklanan yedek akçenin bile harcanması yüzünden hazinede para bırakmayan Tayip Erdoğan yönetimi halka 2 hafta sürecek karantina günlerinde hayatını idame ettirecek yardımları aktaramayacağını bildiği için uzun süreli sokağa çıkma yasağı ilan edemiyor.
Alamadığı kararlar yüzünden artan vakaları görünce paniğe kapılıp hafta sonu için alınan sokağa çıkma yasağı da tam bir rezalet haline geldi. İnsan psikolojisinden bihaber basiretsiz yönetim yasağın başlamasına 2 saat kala kararı açıklamış ve paniğe kapılan insanlar da hiçbir tedbir almadan sokağa fırlamıştır. Süleyman Soylu istediği kadar kendini Tayip Erdoğan’ın önüne atıp kendini kurban göstersin, bunun tek sorumlusu kendisinden habersiz kuş bile uçmayan Tayip Erdoğan’dır. Canım istedi bu gece sokağa çıkma yasağı ilan ediyorum deyip hiçbir yetkiliye haber vermeden, hazırlık yapmadan ve şimdiye kadar kör topal da olsa yürütülen izolasyonu ayaklar altına alıp halkı büyük tehlikeye atan kendisidir.
Bugün gerekli tedbirleri alamadıkları için yarın çok daha büyük bedellerini ödeyeceğimiz kesin. Süreç uzayacağından dolayı turizm sezonunu kaçırmış olacağız. Tarımda gerekli olan adımlar atılamayacağı için yaz aylarında çok büyük bir gıda sorunuyla karşılaşabiliriz.
Karşılaşacağı tehlikeler karşısında ne gibi hareket edeceği simülasyonunu hiç yapmadan hareket ettiği belli olan tüm devlet kurumları gece ışığında gözüne ışık tutulan tavşan gibi donup kalmıştır. Bunu da bizzat kendim yaşayarak şahit oldum;
Sahip olduğum arazide her gün sulanması gereken fidanlar olduğu için yasağın sürdüğü cumartesi günü sokağa çıkmak için ihtiyaç duyduğum izin belgesini nasıl alacağımı öğrenmek için ilk önce 155’i aradım. Kaymakamlığa başvurmam gerektiğini söylediler ve ilgili numarayı da verdiler. Hemen aradım. Karşıma çıkan kişi bunun için il tarım müdürlüğüne başvuracaksınız, telefonu internetten öğrenebilirsiniz dedi. İl tarım müdürlüğünü aradım karşıma çıkan kişiye derdimi anlattım ama karşımdaki kişi uzayda yaşıyormuş gibi bizim böyle bir şeyden haberimiz yok, isterseniz bağlı olduğunuz ilçenin tarım müdürünün telefonun vereyim onu arayın dedi. Aldığım numarayı aradım ama cevap vermedi. Tekrar kaymakamlığa döndüm ve tüm olanları anlattım. Karşımdaki kişi sistem değişti şimdi 112’yi arayıp talep oluştursunlar ve bize iletsinler dedi. 112’yi aradım ama oradaki kişi laubali bir şekilde sokağa çıkma yasağı var nereye gidiyorsunuz deyip bir de dalga geçmez mi! ağzının payını verdikten sonra böyle bir uygulama yok deyip kapattı. Yine kaymakamlığa dönüş yaptım. Kaymakamlıktaki vatandaş yine sistem değişti bu kez 199’u arayacaksınız demez mi? tabii bende sigortalar koptu. Orası neresi dedim? Dakika başı sistem mi değişir, devletin çivisini çıkardınız, bir saattir oradan oraya yönlendirip bir işi bitiremiyorsunuz deyip çıkıştım adama. Karşımdaki hiç istifini bozmadan siz arayın onlar yardımcı olur dedi. Hemen aradım. Durumu onlara da anlatıp kaymakamlıktan size yönlendirdiler dedim. Burası iller arası izin işlemlerine bakıyor sizin işinizi yapamayız dediler bu kez. Tamam dedim artık pes ediyorum, bunlar çıkarmayacaklar beni. Böyle düşünürken baktım bir özel telefon numarası arıyor. İlçe tarım müdürüymüş. Önce özür diledi, gece 4’e kadar uyumadım dedi. Sorun nedir deyice anlattım. Tamam ben hemen kaymakamlığı arayıp isminizi bildiriyorum deyince içimden az da olsa devletin içinde kibar ve duyarlı kişiler kalmış dedim. Kaymakamlığa gidip izin belgesini aldım ama son golü de orada yaşadım. İzin belgesini imzalayan yetkilinin görevi vaizmiş.
Sıradan bir izin belgesini bile nasıl vereceğini bilemeyen bu yetkililerin ve hükümetin süreci sağlıklı bir şekilde yürüteceğine inanabiliyor musunuz?
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz