Siyaset arenasının son bir yıldır dengeleri iyice değişmiş durumda. 2019 Mart ayında yapılan yerel seçimler ve ardından yenilenen İstanbul seçimleri ile beraber siyasette oyun kurucu pozisyonuna CHP önderliğindeki Millet İttifakı yerleşmiş durumda.
15 Temmuz darbe girişimini fırsat bilip ülkenin rejimini değiştirme uğruna hiçbir bilimsel, siyasal tartışması yapılmadan Tayip Erdoğan’a özgü bir anayasal değişikliğinden sonra yapılan genel seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilen Tayip Erdoğan’ın seçim aşamasında verdiği sözlerin, vaatlerin hiçbirinin gerçekleşmemesi, aksine mevcut durumdan çok çok daha geriye giden bir Ülke gündeminden sonra AKP tayfasının söylediği hiçbir şey kamuoyu tarafından inandırıcı bulunmuyor. Doluya koyuyorlar almıyor, boşa koyuyorlar dolmuyor. Artık bir yalancı çoban bile değil düpedüz her söyledikleri yalan olarak algılanıyor.
Koronalı günler başlayınca belki bu zor günlerde siyaset dili yumuşar, Tayip Erdoğan çatışma ruhundan vazgeçer diye bekledik ama CHP’li belediyelerin halka ulaşmaktaki marifetleri, siyasi parti ayrımı yapmadan ihtiyaç duyan herkesin yardımına koşmaları AKP tayfasını iyice çileden çıkardı. Seçimlerden önce en büyük söylemlerinden biri biz gidersek yardımlar kesilir diyorlardı. Oysa gelinen noktada kendilerinin yandaşlarına yaptıkları yardımları CHP’li belediyeler yardım duyan herkese artırarak devam ettirdiler. Bunu dahi sindiremeyip CHP’li belediyelerin bağış toplamalarını yasakladılar.
İktidarda bulundukları 18 yıl boyunca ülkenin tüm varlıklarını gerek kendi yandaşlarına, gerekse yabancılara peşkeş çekip bitirdiklerinden dolayı korana belasının başladığı günlere yakalanacakları en kötü ekonomik şartlarda yakalanmış oldular. En geri kalmış Afrika ülkesi bile halkına karşılıksız yardım vaatlerinde bulunmasına rağmen bizim payımıza kedilerine yardım etmemiz için iban numarası düştü. İşsiz kalan milyonlarca insanımızın, kepenk kapatan esnafımızın feryatlarının duyulmaması için dikkatleri başka yere çekmek gerekiyordu onu da her koşulda CHP’ye saldırmakta buldular.
Her pazartesi Tayip Erdoğan ekranlara çıkıp alınan kararları açıklıyor. Önce Cumhurbaşkanı şapkasını giyiyor ve alınan kararları, rakamları açıkladıktan sonra bu kez AKP genel başkanı şapkasını takıp sektirmeden CHP’ye atıp tutuyor. Sadece kendi söylemleriyle de kalmıyor. Her koldan saldırıya geçilmesi talimatı verilmişçesine aklınıza gelebilecek her alanda yalan yanlış dinlemeden CHP’ye saldırıyorlar.
Kamyonlardan dağıtılan soğan patates kolilerinin nereye gönderileceğini soran ilçe gençlik kolları başkanının ve ailesinin polis tarafından silahla tehdit edilmesine, gözaltına alındıktan sonra ifadesi alınıp salınmasına rağmen Tayip Erdoğan’ın talimatıyla bu kez tutuklanması gelinen son noktanın ne kadar acınası durumda olduğunu gösteriyor. Çok kişi bir cumhurbaşkanı bir ilçenin gençlik kolları başkanıyla uğraşır mı diye yadırgıyor. Evet yadırganacak bir durum ama burada verilen mesaj muhalefetten kim olursa olsun en ufak bir hak arama bile bize bir saldırıdır ve buna öyle cevap verilecek ki kimse hak aramanın peşine düşmeyecek. Öyle bir saldırıya geçeceğiz ki CHP ve diğer muhalefet oyun kurmayı bırakacak kendisini savunmaya geçecek. Onun için önüne gelen her CHP’liye en ufak bir söyleminden hareketle onu olmadık mecralara çekip dava açıyorlar. Nasıl olsa ellerinde verilen emri şak diye yerine getirecek bir yargı var.
Her bir partinin amacı iktidara gelip ülke yönetiminde söz sahibi olmak ister. Bu onun doğal hakkı ve görevidir de. Doğaldır ki muhalefette olan bir parti ve onun üyeleri de iktidardaki partiyi seni alaşağı edeceğiz ve görevi senden devralacağız der. Gelgelelim muhalefetin bu söylemini bile emrindeki binlerce ak trol vasıtasıyla darbe girişimi gibi algılatarak bu tür konuşmalar yapan muhalefet partisi sorumlularına hemen dava açabiliyorlar. Ortada suni bir darbe söylentisi dolaşıp duruyor ama asıl darbeyi kendilerinin yaptıklarını unutuyorlar.
Bütün engellemelere rağmen çok zor şartlarda görev yapmaya çalışan birkaç muhalif medya kuruluşuna hiçbir suç teşkil etmeyecek konuşmalardan, yorumlardan hareketle verebilecekleri en büyük cezaları verirken kendi yandaş kanallarında “muhaliflerin listesini yaptım, çıkacak ilk fırsatta icabına bakacağım” deyip karşısındaki sunucuyla beraber katliam çağrıları, hakaretler yağdıran bu canavarlara “bunlar doğal” diyebilecek kadar militan bir AKP’li RTÜK başkanından demokrasi beklemek hayalden başka bir şey değildir.
Bütün bunlardan anlaşılıyor ki artık gidici olduğu kesinleşen AKP ve Tayip Erdoğan vuruşarak savaş alanından çekilmek istiyor ve bu savaş alanına çekebilmek için CHP’ye karşı tüm kışkırtmaları yapıyor. Bu ülke bu tür çatışma alanlarından çok büyük acılar yaşadı. CHP’li sorumlu kişilerin açıklamalarından bu oyunun farkında olduklarını anlıyoruz ve ülkenin böyle bir ortama girmemesi için çabaladıklarının da farkındayız. Umarım bu oyun uzun sürmeden bir an önce demokratik bir ortama kavuşuruz.
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz