Araştırma şirketi KONDA’nın son anketine göre AKP mum gibi eriyip gidiyor. Son rakamlara
göre de yüzde 30 civarında. Hatta bu rakam şubat ayında 29’a kadar düştüğünü de belirtiyorlar.
Bu rakamları gören AKP’lilerin paniklemesine, hırçınlaşmasına neden oluyor. Dünya virüsle
mücadele ederken AKP tüm enerjisini kendisine muhalif gördüğü herkese harcamaya başladı.
Bunun için neredeyse her gün ya bir CHP’li ya da muhalif bir gazeteci nedensiz yere gözaltına
alınıp tutuklanıyor. Milletin yetki verdiği vekilini millet iradesi demeden, kendi yandaş
mahkemelerinde hukuksuz bir şekilde yargılayıp, mahkum ettirip meclis dışına atabiliyorlar. Bu
sayede tüm muhalif kesimi baskı altına almaya, onu savunmada bırakıp güçsüz göstermeye
çalışıyor. Aslında güçsüz düşürdüğü asıl yer ülkenin tamamı, ülkenin çıkarları.
Panikleyen AKP yaptığı tutarsız, hukuksuz işlemlerle günden güne daha dibe vuruyor, dibe
vurdukça daha da hırçınlaşıyor. İçine düştükleri durum tam bir kısır döngü!
AKP bu kısır döngüden kurtulabilir mi? Hayır!
Bu kısır döngüden kurtulmak demek ülkenin demokrasiye açılması demek. Demokrasi
dediğimiz zaman ilk başta kuvvetler ayrılığının hayata geçmesi, hukukun üstünlüğü ve bağımsız
bir yargı, özgür bir medya, tüm muhalif parti ve örgütlerin sesinin özgürce çıkması demek.
AKP ve Tayip Erdoğan bu saydıklarımızdan hangi birine izin verebilir. Hiçbirine!
Yargı bağımsızlığı demek mahkemelerin, savcıların cumhuriyetin mahkemeleri, savcıları
olduğunu hatırlaması demek ve şimdiye kadar sayısız kez yüce divanlık olmuş tüm AKP
tayfasının yargı önüne çıkması demek. En başta devleti FETÖ’ye teslim etmek, onunla işbirliği
yapmak bile neden bağımsız bir yargıya izin vermeyeceklerinin ana nedenidir. Bir FETÖ
operasyonu olsa da 17-25 Aralık’ta ortaya dökülen ses kayıtlar, paraların sıfırlanması, para
makineleri, dolarlarla dolu ayakkabı kutuları, milyonluk kol saatlerini bu millet unutmuş değil.
Bağımsız bir yargı demek bunların hepsinin yargılanması demek. Birkaç gün önce Gezi’nin
yedinci yılını andık. Gezi, AKP’nin gerçek yüzünü ortaya çıkarması bakımından bir milat olduğu
için ondan AKP Gezi’den hep bir suç unsuru ortaya çıkarmaya çalıştı ama hiçbir örgütsel bağı
olmayan, tamamen halkın bağımsız iradesiyle baskı altından kurtulmak için sokağa çıkmasıyla
gelişen tamamen demokratik olaylardan hiçbir şey çıkaramadı. Bağımsız bir yargı asıl gezi
olaylarına katılanları değil, devletin gücünü anayasal bir hak olan gösteri yapma özgürlüğünü
dikkate almadan gösteri yapan halka karşı tüm ülkeyi gaz bombasına boğması emrini verenlerin
yargılanması olacaktır.
Cumhurbaşkanlığı iletişimden sorumlu şahıs bu ülkede herkes özürce yazıp çizebilir dedikten
sonra daha tükürüğü kuramadan sabahın köründe 2 muhalif gazetece nedensiz yere gözaltına
alındı.
Birkaç hafta önce yine buradan belirttiğimiz gibi AKP dibe vurdukça hırçınlaşmaya devam
edecek, içine girdiği kısır döngüden çıkamayacağını bildiği için de CHP’yi sokağa çağırmaya,
sokakları çatışma alanına dönüştürmeye ve bu sayede ülkede demokrasiyi tamamen rafa kaldırıp
ülkeyi tamamen bir sıkıyönetim altına almaya çalışıyor.
CHP lideri Kılıçdaroğlu bu oyunu görüp bu oyunlara gelmeyeceğiz diyor. Şu aşamada CHP ve
muhalif kesimlerin sokağa çıkması iktidar tarafından çok çabuk ve rahatlıkla provoke
edileceğinden çok tehlikeli ve sakıncalı bir yol olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bütün bu
hukuksuzluklara, gözaltına alıp tutuklamalara CHP sessiz kalamaz ve bunu sadece bir bildiri,
twitter paylaşımıyla geçiştiremez. Çünkü söz konusu olan ülkenin bekası. Birkaç yıl önce
Kılıçdaroğlu yine bu tür haksızlılara karşı çıkmak için Adalet yürüyüşü başlatmış ve çok da ses
getirmişti. Bugün aynısı olmaz ama daha etkili ve provokasyonlardan uzak eylemler yaparak tüm
dünyanın dikkatini AKP ve Tayip Erdoğan’ın üzerine çekebilir, gözünü hala açmamış olan
ülkemin insanlarının da gözünü açmış olur. Şimdiye kadar başarıyla yönettiği millet ittifakı
cephesini paydası demokrasi olan daha geniş kesimlere yayabilir. CHP durağan olmaktan çıkıp
tüm ülkeyi harekete geçirmelidir. Yeter ki ne yaptığını iyi bilsin ve sağlam dursun. AKP zaten
girdiği o kısır döngüden kurtulması mümkün değil. Anlayacağınız yolcudur Abbas, bağlasan
durmaz!
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz