0
16

Genel seçimlerin yapılmasına normal süre olarak daha bir buçuk yıl gibi bir süre var. Neredeyse her gün bir araştırma şirketi partilerin son oy oranlarını gösteren araştırma sonuçlarını yayınlıyor.

Bütün araştırma şirketlerinin sonuçlarına baktığımızda ortaya genel bir kanı çıkıyor. O da AKP ve MHP’nin oylarının eridiği, CHP ve İyi Parti’nin de oylarının yükseldiğini gösteriyor. Yine bu araştırma sonuçlarında, İktidar patisi AKP’nin oyunun yüzde 30 civarı olduğu söyleniyor.

Ben buradan hareketle bu araştırma sonuçlarına pek katılmadığımı, geçmişte yaşadıklarımızdan yola çıkarak aslında AKP’nin oylarının Refah partisinden bu yana kemikleşmiş klasik yüzde 15 bandına çekilmiş olduğunu düşünüyorum. Bu rakam bir iki puan eksiği ya da fazlası da olabilir.

Bu şekilde düşünmeme neden ise 2002 yılında yapılan seçimlere koalisyon ortağı olarak giden DSP, MHP ve ANAP’ın oylarının çakılması ve bu üç partinin de meclis dışında kalmış olmasıdır.

Kısaca hatırlatırsak; 2001 yılında bu üçlü koalisyon döneminde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in anayasa kitapçığını başbakan yardımcısı Hüsamettin Özkan’ın yüzüne fırlatmasıyla tetiklenen o döneme kadar cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşamış, ekonominin iyileştirilmesi için gereken bütün yapısal reformlar yapılmış ve tam meyveleri alınması içinbiraz daha zaman gerekirken MHP’nin isteği ile hiç gidilmemesi gereken bir dönemde erken seçime gidilmiş ve halk bu krizi yaşatan başta koalisyonun en büyük ortağı DSP ile diğer ortaklar MHP ve ANAP’ı meclis dışında bırakmıştı.

Şu an yaşadığımız ekonomik kriz 2001 ekonomik krizinden çok daha derin ve çok daha uzun süreceğe benziyor. Zira bu krizin en büyük etkeni ülkenin tek adam tarafından yönetilmesi, demokrasinin, yargının, meclisin devre dışı bırakılmasıyla bunları geri getirecek ortamın yok olmasıdır. Bu karanlık dönemden çıkmanın en kestirme yolu seçimlerin hiç geciktirilmeden normal zamanından önce yapılmasıdır.

Halkımızın içinde bulunduğu koşullardan hiç memnun olmadığını ve kendisine yaşatılan bu zorlukların hesabını ilk seçimde soracağını ve tıpkı 2002 seçimlerinde olduğu gibi şu an iktidarda olan AKP’yi meclis dışına itip yukarıda telaffuz ettiğimiz oy oranına düşüreceğini tahmin etmek pek de sürpriz olmayacaktır.

AKP bu durumu gördüğü için günden güne daha sertleşiyor, daha da hukuk dışına çıkıyor. Bu şekilde hareket ettiği için de çöküşü daha da hızlanıyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bütün devlet görevlilerine yaptığı “hukuk içinde kalınız, hukuksuz olarak size emredilen görevleri yaptığınız takdirde bundan siz de sorumlusunuz” çıkışı son derece yerinde bir uyarıdır.

Ülkeyi bir “darülharp” yeri olarak görüp ülkenin bütün servetlerini kendi yandaşlarına ve uluslararası şirketlere pompalayan, demokrasiyi yok eden ve kaybettiği bir seçim sonrasında 20 yılda yaptığı tüm hukuksuz işlemlerin hesabını veremeyeceğini bilen bir iktidar kaybedeceğini bildiği ve kaybettikten sonra da yargılanmalarının kaçınılmaz olacağını bile bile bir seçimi göze alabilir mi? Herkesin hatta dünyanın merakla beklediği soru budur! İstanbul’da seçimi kaybettikleri zaman neler yaşadığımızı, hukuku katlederek gülünç durumlara düştükleriniama ülkeyi de gerdiklerini hepimiz biliyoruz. İktidara geldikleri günden bu yana kurdukları dernek ve vakıflara pompaladıkları milletin paralarını, FETÖ benzeri paralel yapılar kurduklarını, SADAT gibi şeriat aşığı bir kuruluşun ordunun yapılanmasında etken duruma geldiğini üzülerek görüyoruz. Mahkeme kararına rağmen TÜGVA’nın İstanbul Belediyesi’ne ait yeri boşaltmadığını ve Adalar Kaymakamının devletin değil de AKP’nin ilçe başkanı gibi davrandığını, mahkeme kararını uygulamadığını, polisi hukuksuz bir şekilde kullandığını da gördük. Bu örneklerden hareketle köşeye sıkışmış sürekli yumruk alan bir boksör misali nasıl bilinçsizce saldıracağını ve seçimden kaçmak için kaos ve belki de en kötüsü savaş ortamının yaratılacağını düşünen sayısı çok. Umarız bu tahminimizde yanılan biz oluruz.
Yapılmasını beklediğimiz ilk seçimlerde çok kişi AKP’nin birinci, CHP’nin de ikinci parti olacağını düşünüyor. Oysa yüzde 15 civarına düşecek AKP’den kaçan oyların çoğu CHP ya da daha önce AKP’de sorumluluk alıp da ayrılanların kurduğu partilere değil en başta İyi Parti’ye gidecektir. AKP’den gelen bu oylar da merkez sağda boşluğu doldurmaya talip İyi Parti’yi mecliste birinci parti yapacaktır. Türkiye’de geleneksel olarak sağ partilerin yüzde 60-70 sol partilerin de yüzde 30-40 bandında toplam oyları var. Sağ partilerden kaçan oyların çoğunluğu yine başka bir sağ partiye gidecektir ve şu an için bunun adresi İyi Parti görünüyor.
Bu analizimiz bir tahminden ibaret. Aynı şekilde düşünen İyi partililer de olacaktır ve bu analizden yola çıkarak biz gelecekte birinci partiyiz havasıyla hareket edip Milet İttifakına zarar verecek söylemlerden, hareketlerden kaçınılmalıdır. Önce vatanı kurtarıp sonra mevcut konum adlandırılabilir.
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here