OFSAYTA DÜŞEN DÜNYA VE TÜRKİYE

0
75

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine dünyanın tamamında bütün ülkeler içinde bulundukları pozisyonu tekrar sorgulamaya başladılar. Zira 21. Yüzyıl’da üstelik Avrupa kıtasında bir ülkeye bu ölçüde işgal girişiminde bulunulması hayal dahi edilemiyordu. Beklenmeyen gerçekleşti ve tüm dünya futbol tabiriyle offsayt’a yakalandı. Ofsayt’a en belirgin şekilde yakalanan da ne yazık ki yine biz olduk. Hem de öyle bir iki konuda değil aklınıza gelen bütün alanlarda.

En acil ve kritik olan konu tarım alanında. Yakın bir zamana kadar kendi kendine yeten dünyanın nadir ülkelerinden biri olmamıza rağmen AKP’nin ısrarla ve bilinçli olarak uyguladığı yanlış politikalar sayesinde tarımı bitirme noktasına kadar getirdi. Tarım deyince akla hemen dünyanın en stratejik ürünü olan buğday akla geliyor. Türk çiftçisi yerine başka ülkelerin çiftçilerini desteklemeyi seçen AKP, buğday ambarı olan ve yine yakın zamana kadar ihtiyaç fazlasını yurt dışına sattığımız bu ürünü artık yurt dışından ithal eder hale getirdi. Üstelik buğdayı savaş halinde olan Rusya ve Ukrayna’dan temin ediyor. Savaş ortamının tüm dünyayı tedirgin hale getirdiği ve kolay kolay başka ülkelerden de ithal etme durumu olmayacağından dolayı önümüzdeki aylar içinde ciddi şekilde buğday eksikliği yaşayacağımız kaçınılmaz. Kısacası paranız olsa bile dünya buğday satmayacak, kendi halklarını düşünecektir. Benzer durum ayçiçeğinde ve birçok tarım ürününde de geçerli. Umarım önümüzdeki aylarda ülke olarak açlık krizi yaşamayız.

Yaşayacağımız açlık kadar tehlikeli bir başka konu güvenlik. Az önce bu çağda üstelik Avrupa gibi bir kıtada bir ülkeye saldırmak hayal edilemez diye düşünürken Ukrayna’nın işgale uğraması ve yıllardır ABD; AB ve NATO tarafından seni içimize alacağız denmesine rağmen kriz esnasında ortada bırakılan Ukrayna olayı ileride yaşayacaklarımızın ipucunu veriyor. NATO üyesi olan bir ülke saldırıya uğradığı zaman tüm üyelere saldırmış olacaktır hükmüne rağmen Türkiye’nin herhangi bir saldırı karşısında NATO müttefiklerinin yardıma gelmesini beklemek fazla iyimser olmak demektir. Birinci körfez savaşı esnasında Türkiye NATO’dan yardım istemesine rağmen sadece birkaç ülke hava savunma sistemlerini ülkemize konuşlandırmış ama büyük çoğunluk “sizin güvenliğimizden bana ne” demiştir. Uzun yıllardır hava savunma sistemlerini ABD’den talep eden Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılanmayıp bu nedenle Rusya’dan S-400 füzelerini almak zorunda bırakılması da bir başka örnek. Daha önce de buradan belirttiğimiz gibi NATO bir savunma kuruluşundan çok ABD’nin dünyada hegemonyasını sağlamasını kolaylaştıran, ABD silahlarını pazarlamaya çalışan bir pazarlama şirketi gibidir. Bu nedenle Türkiye’nin savunma ihtiyacını NATO’ya güvenmekten çok kendi teknoloji ve askeri birikimiyle karşılamaya yönelmesi ve başka ülkelere muhtaç politikalarından bir an önce dönmesi gerekmektedir.

Takkeyi önümüze koyup düşünmemiz gereken önemli bir mesele de enerjidir. Tamamen yurt dışına bağımlı hale geldiğimiz ve üstelik bu yurt dışı kaynağın neredeyse tamamını Rusya’nın elinde tuttuğu enerji sektörü bugün elimizi kolumuzu bağlamış durumda. Bugün Ukrayna’ya saldıran Rusya yarın bizimle ters düşse saldırmasına da gerek yok. Vananın başında bulunduğu doğalgaz, petrol akışını durdursa savaşı otomatikman kaybediyorsun. Çünkü sanayi duracak, elektrik üretimi duracak. Sen istediğin kadar Rusya’ya kafa tutmaya çalış ama nafile. Üstüne bir de nükleer santrali kurması ve işletmesi için de Rusya’ya yetki verdik. Bir ülkenin savunması sadece silah gücüyle olmuyor. Bunun yanında yetişmiş insan gücü, teknoloji, sahip olduğun yer altı ve üstü doğal kaynaklar, fabrikaların vb. hepsi bir savunma kaynağın. Bu kaynakları da başka ülkelerin eline verirsen savaşa zaten yenik başlıyorsun demektir.

Rusya Ukrayna krizinin bir başka öğrettiği önemli nokta da tek adam yönetimidir. Sovyetlerin çöküşünden sonra Rusya’nın içine düştüğü çukurdan her ne kadar çekip kurtarmışsa da uzun yılların getirdiği kendini beğenmişlikle, kural tanımazlıkla, demokrasiyi yok etmiş birisi olarak Putin, sahip olduğu güç zehirlenmesiyle ülkesini bugün çok daha büyük bir çukurun içine atmıştır. Bütün yetkilerin tek bir kişide toplandığı ve ne yazık ki benzer durumu ülkemizde yaşadığımız tek adam olma hastalığından kurtulması gerektiği, demokrasinin sağlam temellere oturtulması kaçınılmazdır.
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here