ALTILI MASA

0
90

Tanzimatla başlayıp, meşrutiyet dönemleriyle devam eden ve cumhuriyetle taçlanan Türkiye’nin çağdaşlaşma hareketini tersine çeviren AKP esaretinden kurtulmak için önümüzdeki genel seçimlerin hayati bir değeri var.

Geldiğimiz noktada ne muhalefet partilerinin ne de iktidar kanadını oluşturan AKP ve MHP’nin tek başına iktidara gelme şansları şu aşamada mümkün görünmüyor. Ülkenin siyaseti tıpkı siyahla beyazın olduğu gibi ikiye bölünmüş durumda. Ya AKP’nin kuyruğuna takılıp ülkenin yüzyıllardır oluşturduğu çağdaş birikimlerden uzaklaşmaya devam edeceksin ya da bu gidişe dur demek için millet ittifakında yer alacaksın. Mevcut durum arada kalma gibi bir lüksü kaldıracak durumda değil.

Durumun farkında olan CHP uzun yıllardır tek başına hareket etmektense muhalefet bloğunu oluşturan partileri tek bir üst çatı altında toplamayı denedi ve bunda da başarılı oldu. İlk meyvesini de yerel seçimlerde büyük şehir belediyelerinin çoğunu almakla göstermiş oldu. Şimdi aynı yoldan devam ederek eğer erkene alınmazda 14 ay sonra yapılacak genel seçimlerde de tekrarlayacak. Önemli bir hata yapmaz, doğru aday bulunur, iktidar kanadının seçim hilelerine yenilmez sandığa sahip çıkılırsa millet ittifakının seçimi kazanacağı görülüyor.

Millet ittifakı seçimi kazanırsa ne olacak?
Şimdiden söyleyelim, seçimden sonra iktidara gelen bir enkazı devralmış olacak. Aklınıza gelen bütün alanlarda ülkeyi çağının çok gerisine atan, normal bir yaşamın ne olduğunu unutturan bir topluma doğruyu, normali göstermek, yılların getirdiği tahribatı düzeltmek için yeni iktidar sahiplerine AKP’nin 20 yıldır sahip olduğu meclis çoğunluğu gibi bir çoğunluğa sahip olmak gerekecek. Hatta bu da yetmeyecek gerekli anayasal değişiklikleri yapabilecek meclis çoğunluğuna da ihtiyaç duyulacak.
Son süratle seçime giden bu ülkede seçime doğru ülkenin şartları biraz düzeltilir, insanlar biraz olsun refaha kavuşturulur şeklinde düşünülür ama seçimi kaybedeceğini anlayan AKP gelecek olan iktidara uzun yıllarca düzeltemeyeceği bir ortam devredip bakın bunlar hiçbir şey yapamıyor deyip tekrardan iktidara geliriz şeklinde mi düşünüyorlar şeklinde insanın aklına olmadık komploları da getiriyorlar. Olur mu olur!
Bütün bu saydıklarımız gerçekleşse bile millet ittifakını oluşturan 6 partinin birbirine olan ideolojik uzaklıklar nedeniyle uzun yıllar bir arada bulunmaları ve toplumun ihtiyaç duyduğu değişiklikleri yapmaları mucize gibi görünüyor. Unutmayalım 6’lı masayı oluşturan partilerin ikisi AKP’nin uzun yıllar politikalarını en aktif şekilde kullanan ve ülkeyi bugünkü durama getiren basamakların oluşmasında yetkili olanların oluşturduğu partiler. Belki bugün AKP’nin çağdışı politikalarını görüp o oluşumdan kopmuş ve o günahlara ortak olmak yerine muhalefeti yeğlemiş olsalar da sonuçta ideolojik olarak AKP’den çok da farklı değiller.
Seçim sonrası iktidarı devralması beklenen muhalefet cephesini her ne kadar bir enkaz beklese de demokrasiye hızlı bir şekilde dönülmesi, kurumların, yargının sağlıklı bir şekilde çalışması kaybedilenlerin beklenenden çok daha hızlı bir şekilde geri getirilmesini sağlayacaktır. Tıpkı pis suların belirli bir oranda temizlenip suyun derinliklerine yeteri kadar oksijen gitmesini sağladığınızda suyun bu aşamadan sonra kendi kendini temizlemesini sağladığı gibi ülke de nefes almaya başlayacak. Yeter ki bu oksijenin ülkenin her köşesine gitmesini sağlayacak zaman içinde millet ittifakının bileşenlerinin oluşumdan ve bugünkü ortak paydalardan kopmasın.
Demokratik bir ortam sağlanıp ülke normal rotasına girdiği zaman millet ittifakının iki ana bileşeni olan CHP ve İyi parti’nin doğal olarak birbirlerine rakip olacağını şimdiden belirtelim. Bu da olması gerekendir. Tarihte de bu şekilde olmuştur. Zaman içerisinde CHP’nin karşısına Demokrat parti, Adalet Partisi, ANAP, DYP gibi orta sağı temsil eden partiler çıktı. Bugün de orta sağdaki bu boşluğu İyi Parti doldurduğu sürece Cumhuriyet var olduğundan bu yana var olan ama bugün boş kalan bu ana damarı doldurmuş olacak.
Bu açıklamalar ışığında CHP’nin neredeyse 70 yıldır tek başına iktidar olamayıp koalisyon hükümetlerine mahkum olması ve politikalarını sağlıklı şekilde uygulayamaması, görünen o ki aynı durumla 1 yıl sonra da karşılaşacak olması, ülkenin yaralarını sarayım derken esas yoğunlaşması gerektiği kendi politikalarını topluma anlatamaması bu haftaki yazı konumuz olacaktı ama yerimiz dar geldi. Bunu da gelecek haftalarda yorumlamaya çalışırız.
tamerkayikci@yahoo.com

TEILEN
Önceki İçerikÇİZGİ
Sonraki İçerikÇİZGİ YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here