TARİHİ HATALAR

0
103

Askeri cuntanın 3 yıllık iktidarından sonra görevi devrettiği ve neredeyse cuntanın devamı politikalarıyla ve meclisteki çoğunluğuna dayanarak burnundan kıl aldırmayan ANAP’ın büyük şehirlerde de aynı güçte belediye başkanları mevcuttu. İstanbul’da Bedrettin Dalan, Ankara’da Mehmet Altınsoy, İzmir’de Burhan Özfatura.

Seksenli yılların sonlarına doğru sosyal demokratların yükselen politikalarıyla beraber 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde bu 3 büyük şehirde belediye başkanlıklarını kazanmasını bildiler. İstanbul’da o zaman ANAP’ın en güçlü isimlerinden Bedrettin Dalan’ı geride bırakan Sosyal Demokrat Halkçı Parti adayı Nurettin Sözen belediye başkanlığına geldi.

Her şey yolunda giderken İSKİ skandalı patlak verdi. Nurettin Sözen yakın arkadaşlarından Ergun Göknel’i İski Müdürü olarak atadı. Daha sonra Göknel’in kurduğu paravan şirketler aracılığıyla ihale yolsuzluğu yaptığı ortaya çıkmış, olay patlak verince de Nurettin Sözen tarafından görevden alınmıştı.

O günkü koşullar içinde İski skandalı medya aracılığıyla da büyütülerek çok büyük olaylara neden oldu. Öyle büyüktü ki etkisi bugüne kadar sürüp geldi. Nasıl mı?

Bu skandal patlak verinceye kadar sosyal demokratlar halk tarafından her zaman dürüst, yalan söylemeyen, parayla pulla işleri olmayan düzgün insanlar olarak görülüyordu. İski skandalı halktaki bu yargının yıkılmasına neden oldu. Bu yargının yıkılmasına o günkü Erdal İnönü liderliğindeki SHP de yardımcı oldu. İski Müdürünün görevden alınması yeterli değildi onu iş başına getiren Nurettin Sözen’in de sorumluluğu vardı ve SHP tarafından görevden alınması gerekiyordu. Halkın çoğunluğu da bu şekilde düşünüyordu ama SHP yönetimi buna cesaret edemedi, belediye başkanını görevden alamadı. Alsaydı en azından halkın gözünde kendi pisliklerini temizleyen bir parti imajı ortaya çıkacak ve eski güven yerine gelecekti.

Bu güven yitirilince ne oldu?

İstanbul’da yüzde 25 gibi tarihin en düşük oyuyla Refah Partili Tayip Erdoğan, Ankara’da Melih Gökçek, solun kalesi olarak görülen İzmir’de Burhan Özfatura belediye başkanı oldular. O tarihte 3 sol parti bugünkü Fransız Solcuların yaptığı aptallığı yaparak ayrı adaylar gösteriyor ve toplamda yüzde 35’e yakın bir oy olmasına rağmen aradan Erdoğan sıyrılıp başkanlığa oturuyordu. Yerel yönetimlerde güçlenen Refah Partisi ve devamındakiler ülkeyi bugünkü hale getirdiler. Kısacası bugünün taşları bahsettiğim o İski skandalıyla ve olayı kavrayamayıp sığ düşünen, cesaretli adımlar atmayı beceremeyen o günkü sol liderler Erdal İnönü, Ecevit ve Baykal tarafından döşenmeye başladı.
Çok kısaca ve olayın özünü kaçırmadan özetlediğim bu olayı neden anlatma gereksinimi duydum?
Erken tarihe alınmazsa en geç 14 ay sonra sadece bu ülkenin değil bulunduğumuz coğrafya ve hatta dünya tarihini de etkileyecek bir seçime gidiyoruz. Anayasal engel olmasına rağmen normal bir seçimde Tayip Erdoğan’ın tekrar aday olacağı şüphesiz. Buna karşın onun karşısında Millet İttifakı’nın adayının kim olacağı tartışması sürüp gidiyor.
Lafı dolandırmadan hemen söyleyeyim. AKP’ye oy vermeyecek gerek sol gerekse sağ kesimin sadece 2 adayı var: Birisi Ekrem İmamoğlu diğeri de Mansur Yavaş. Her ikisi de dürüst her ikisi de halk tarafından çok seviliyor. Ayrıca Mansur Yavaş’ın MHP gibi bir geçmişi var ve MHP tabanından, sağ eksimden de çok yüksek oy alabilecek birisi. Bütün kamuoyu araştırmaları aday olmaları halinde seçimi çok rahat kazanacaklarını gösteriyor.
CHP lideri Kılıçdaroğlu hedef saptırmak amacıyla mı yoksa gerçekten de istediği için mi aday olabileceğini söylüyor. Her 2 kentin yönetimini AKP’ye tekrar geri vermek istemediklerini ve bu nedenle de 2 belediye başkanının da görevlerini devam ettireceklerini söylüyor.
Kılıçdaroğlu dürüst, namuslu, son dönemlerdeki politikalarıyla da doğru işler yapmış olabilir ama bunun halkta ne kadar karşılığı var? Örneğin mühürsüz oyların kanunlara açık şekilde aykırı olmasına rağmen geçerli sayıldığı halk oylamasında olayları seyretmesi, tepkisiz kalması halk nezdinde unutulmuş değil. O halk oylamasıyla ülkenin rejimi değişti!
Ülke yangın haline gelmişken ve seçimleri tekrar kaybetme lüksünün hiç olmadığı bir dönemde halkın sevdiği 2 ismin de aday gösterilmemesi tıpkı doksanlı yıllarda İstanbul Belediye başkanı Nurettin Sözen’in görevden alınmaması kadar büyük bir hata olur. Cumhurbaşkanlığını ve meclisin çoğunluğunu millet ittifakının alacağı bir ortamda İstanbul ya da Ankara’da yönetimin 1 yıl kadar AKP’ye geçmesi halinde haramzadelerin yaşattığı yolsuzlukları, hırsızlıkları devam ettirebileceklerini mi zannediyorsunuz? Ülke yönetiminin garanti şekilde kazanılması dururken kalkıp da İstanbul ya da Anakara’yı kaybedemeyiz demenin lüksü olamaz.
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here