DARÜL HARP İÇİN TALAN VE YAĞMA

0
21

AKP iktidara mağdur edebiyatı yaparak gelmişti. Liderleri Tayip Erdoğan cezaevine girmiş, siyasi yasaklı konumuna düşmüş ve bunu da girdiği ilk seçimde çok iyi kullanmıştı.

Bizim halkımız mağdurun yanında olur. Yeşilçam filmlerinde bile zengin-fakir karakterlerden sürekli fakirin yanında durur sonunda halkın beklentisini de boşa çıkarmamak için sürekli fakirin mutlu olacağı bir son ile film biterdi. Tayip Erdoğan da öyle görünüyordu. İETT’de işçilikten gelen ve ben sizdenim, halktan birisiyim tiplemesiyle halkın duygularını iyi okşuyor, bunun yanında Erbakan’ın öğrencilerinden birisi olarak halkın dini duygularını da iyi kullanıyordu.

İktidara geldikten hemen sonra gerçek yüzleri ortaya çıktı. Seçimlerden önceki halkın adamları rollerinden hemen sıyrılıp sermayenin en büyük temsilcisi haline geldiler. Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında kıt kanaat biriktirerek kurulan fabrikaları, sanayi tesislerini çok hızlı bir şekilde özelleştirmeye başladılar. Bunlardan ilki yurdun değişik yerlerine serpiştirilmiş kağıt fabrikalarını kendi yakınlarına peşkeş çekmekle oldu. O güne kadar kendi kağıt ihtiyacını kendisi karşılamakla kalmayıp ihtiyaç fazlasını da yurtdışına satıp döviz kazanan ülkemiz birden bu konuda yurt dışına bağımlı hale geldi. Çünkü özelleştirilen kağıt fabrikalarını satın alanlar kapıya kilit vurmuşlar, içindeki ekipmanları da satarak özelleştirme için devlete vermesi gereken parayı çıkarmış, geriye kalan arsaya da binalar dikerek yolunu bulmuşlardı. Bugün aşırı değerlenen döviz karşısında yurt dışından kağıt alımında aşırı yüksek maliyetler nedeniyle kitaplar, gazeteler basılamaz oldu ama halk bu gerçeği daha çok marketlerden tuvalet kağıdı alırken farkına varıp isyan eder hale geldi.
Dünyanın en çok müşterisine sahip şirketlerden biri olan, altın yumurtlayan tavuk konumundaki Türk Telekom’u gerçek değerinin çok altında, bir iki yıllık kar bedelinin toplamı kadar bir paraya Lübnan’lı Harriri ailesine sattı. Satın alanlar ceplerinden beş kuruş harcamadan, Türk bankalarından aldıkları krediler ile satın alma bedelini devlete ödediler ve o günden sonra yıllarca Telekomun karını kendi kasalarına akıtırken aldıkları kredileri ödemeden kaçıp gittiler. Bu hırsız Harriyi ceza verdirilmesi gerekirken yıllar sonra kırmızı halılar ile Ankara’da ağırlandı.
Dünyanın önde gelen şeker üreticilerinden biriyken ve Türk çiftçisinin en büyük destekçilerinden biri olan şeker fabrikalarını yine değerinin çok altında kendi yandaşlarına peşkeş çektiler. Üreticilerin örgütlenip çalıştıkları bu fabrikaları satın almasınlar diye farklı illerdeki fabrikaları kombine olarak sattılar. Özelleştirme sonrasında dünyaya şeker ihraç eden bu ülke artık şeker ithal eder hale geldi. Daha da kötüsü artık raflarda şeker bulunmaz hale geldi.
15 Temmuz darbesinden sonra çıkarılan KHK’ler ile iyice ezilen işçi sınıfının grev yapması engellendi. Bunu da milyonlarca kişi karşısında Tayip Erdoğan büyük bir marifetmiş gibi patronlara “daha ne istiyorsunuz bizden, OHAL ile işçilerin grevlerini engelliyoruz” şeklinde açıkladı. Açıkçası ben halkın değil patronların temsilciyim dedi.
Müşteri ve yüksek kar garantili yollar, hastaneler, havaalanları, elektrik santralları, kur garantili sermeye aktarımları ile bu ülkenin geliri adeta talan edildi, edilmeye de devam ediliyor. Yoksuldan alınıp varsıllara aşırı bir şekilde sermeye aktarımı yapılıyor. Tayip Erdoğan da artan pahalılık karşısından ezilen milyonlarca vatandaşa “siz şükretmeyi bilin” diyor.
Son olarak bir cumhuriyet abidesi ve dünyanın en iyi hava limanlarından birisi olan Atatürk Hava limanını önce “Atatürk” adını yok etmek sonrasında da kendi yandaşlarına burasını beton yığını haline getirmesi için devrederek inadına halkın birikimini talan ediyor.
Bir ülke işgal edilse işgal eden ülke bu kadar zarar vermez diyeceğimiz bu talan, yağma düzenini bugün AKP, onun yarattığı yandaş ve komprador sermaye eliyle ne yazık ki yaşıyoruz. İktidara geldikleri günden bu yana bu ülkeyi “darül harp” olarak gören bu zihniyet Cumhuriyetçi, laik düzenin tüm kazanımlarını talan etmeyi bir görev sayıyor. ABD’nin bir projesi olarak FETÖ ile beraber işbaşına geldikleri günden bu yana doğrusu üzerlerine düşen görevi de eksiksiz yerine getiriyorlar.
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here