MUHTEMEL SENARYOLAR KARŞISINDA İZLENECEK YOL

0
87

Gelişen olaylar hızla erken bir seçime doğru gittiğimizi gösteriyor. Erken seçim haricinde Tayip Erdoğan’ın tekrar aday olamayacağı, geçtiğimiz kıştan daha da zor geçeceği belli önümüzdeki kış çıkışında bir seçime girmenin ne kadar zor olacağını bilen iktidar tarafı yol yakınken sonbahar aylarında seçimin yolunu tutacaktır.

Meclisten ek bütçe talebinde de bulunulduğuna göre iktidar kesenin ağzını açacağa benziyor. Kesenin ağzını da ilk Tayip Erdoğan kendisine yüzde 41 zam yaparak açmak istiyor. Ek bütçenin gerekçesinde artan enflasyon gösterilmiş. Oysa daha birkaç gün önce bu ülkede “enflasyon değil pahalılık var” diyen bir Tayip Erdoğan yok muydu?

Cumhur İttifakının adayı büyük bir sürpriz bekleyip Erdoğan aday olmayacak diyenlerin aksine kesinlikle Tayip Erdoğan olacak. Çünkü bu ucube sistem sırf kendisi için kuruldu ve bu sistemim başında bulunmazsa kendisinin yok olacağını en başta kendisi biliyor. İktidarı en güvendiği isme bile teslim etse hiçbir zaman güvencede olmayacağını bildiği için var olmanın tek yolu tekrar seçimleri kazanmak.
Millet ittifakının görünürde öne çıkan bir adayı yok. CHP lideri Kılıçdaroğlu ima yollu adayım gibi diyor ama farklı bir ismin söylenmesi sürpriz olmayacaktır. Görünürde Millet İttifakının doğal adayı ana muhalefet lideri olması, tüm muhalefeti bir araya getirip ortak bir masa kurması nedeniyle Kılıçdaroğlu olması gerekir. Temiz kişiliği, dürüstlüğüyle de o makama çok iyi yakışacağı kaçınılmaz. Peki tüm bunlar Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı seçilmesi için yeterli olacak mı?

İçinde bulunduğumuz ve ülke tarihinin en derin ekonomik krizini geçirdiğimiz bu dönemde seçimleri kaybedeceğini anlayan mevcut iktidar seçim yasasında değişiklikler yaparak çeşitli ayak oyunları ile seçimi kazanmanın yollarını arıyor. Bu değişikliklerin en başında da il ve ilçelerdeki seçim kurullarını değiştirerek bu kurulların başına eski üyelerinden atadığı hakimleri seçim kurulu başkanı olarak görmek istiyor.
Dünkü seçimlere kadar YSK’yi kullanarak amacına ulaşmaya çalışan AKP bunun yeterli olmayacağını görüp işi daha sağlama almaya çalıştığını görüyoruz. Önümüzdeki seçimlerde oluşturduğu bu seçim kurulları vasıtasıyla seçim sonuçlarını bile isteye değiştirip sisteme kaydedip sonra da yapılan itirazları hiç inceleme yapmadan kabul etmeyecek bu seçim kurulları karşısında başta CHP olmak üzere diğer muhalefet ne yapacak?
Bu senaryoyu çok da uçuk olarak görmeyin. Rejimin değiştiği halk oylamasında YSK kanunlarda en cahilin bile anlayacağı açıklıkta yazan “mühürsüz oylar geçerli sayılmaz” hükmüne rağmen bunu çiğneyip mühürsüz oyları geçerli saymadı mı? O mühürsüz oylar sayesinde anayasa ve rejim değişmedi mi? YSK kıl payı bir oranla anayasa değişikliğinin kabul edildiğini açıkladıktan sonra Tayip Erdoğan kameralar karşısına geçip bizimle alay edercesine “atı alan Üsküdar’ı geçti” demedi mi?
İstanbul seçimlerinde sandıktan çıkan 4 oy pusulasından kendileri için olumlu olan 3 tanesinde usulsüzlük görmeyip Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı sonuçta usulsüzlük var deyip sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerin yenilenmesine karar veren aynı YSK değil mi?
YSK, kanunlara aykırı, akla hayale ziyan bu kararları alırken bu ülkenin kurucu partisinin ve ana muhalefetin lideri olarak Kılıçdaroğlu olayları sadece seyretmekle kalmadı mı? Ülkenin rejimi değiştirilirken anayasaya, hukuka aykırı bu kararların oluşmasını engellemek için milyonları o YSK önüne yığsaydı bu kararlar alınabilir miydi? O baskı oluşturulamadığından dolayı YSK AKP’nin yan bir kuruluşu olarak hareket etti ve o ucube kararları alırken de hiç korkmadı, çekinmedi. Oysa bir ülkede en büyük güç ne ordudur, ne partilerdir ne de diğer egemen sınıflardır. Bir ülkenin en büyük gücü hakkını, hukukunu bilen ve onu koruyan, kollayan, arayan halktır. Demokratik şekilde, hukuk içerisinde kalarak tepkisini gösteren haklı bir halkın önünde hiçbir güç duramaz.
Şimdi tekrar soralım; önümüzdeki seçimlerde yukarıda örneklerini verdiğimiz gibi il, ilçe seçim kurullarının ve ya YSK’nin seçim sonuçlarını hukuksuz bir şekilde alenen değiştirmesi ve itirazlara da kulak tıkaması, AKP iktidarının hile ve cebren sürmesinin yolunu açması durumunda Kılıçdaroğlu yine geçmişte olduğu gibi susup kaderine küsecek midir? Muhtemel böyle bir senaryo karşısında aynı şekilde boynunu eğip kabulleneceğini düşünen milyonlarca insan var bu ülkede. Bu nedenle ne kadar hakkı olsa da Kılıçdaroğlu’nun gereğini yapacak bir cumhurbaşkanı adayı karşısında geri çekilip üzerine düşen son görevi de yapması gerekir. İstanbul seçimlerinde hakkını sonuna kadar koruyup sonuca ulaşanı gördük. Adayı uzaklarda aramaya gerek yok!
Hareketli geçecek sonbahar aylarında güç toplamak için bir süre izninizle ara. Güz ayları yeni başlangıçlar demek. Sonbaharda tekrar görüşmek dileğiyle…
tamerkayikci@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here